velayeti annede olan çocuğun soyadı değişikliği dilekçesi

Faire Des Rencontres Sur Internet Gratuitement. İsim değişikliği nasıl yapılır sorusunun iki cevabı vardır Birincisi Nüfus Müdürlüğüne dilekçe vererek isim yada soy isminizi değiştirmek, diğeri ise dilekçenizin kabul görmediği durumlarda Mahkeme yoluna giderek dava açmaktır. Bu makalemizde 2022 yılında yürürlükte olan uygulamalara göre takip etmeniz gereken işlemleri adım adım anlattık. Nüfus Müdürlüğünde sadece dilekçeniz ile birlikte isim yada soy isim değişikliği yapabilirsiniz. 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesinde alt başlıkta sayacağımız şartları taşıyanlar dava açmadan Nüfus Müdürlüklerine dilekçe ile başvurarak isim değişikliği yapabilir. İsim Değişikliği Nasıl Yapılır? İsim değişikliği nasıl yapılır sorusunun cevabını yukarıda da ifade ettiğim gibi öncelikle Nüfus Müdürlüğüne dilekçe ile başvurarak başlamanız gereklidir. Sadece dilekçeden doğan hak ile değişiklik yapabilmek için 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair kanunun geçici 8. Maddesinde belirtilen şartları taşımanız gereklidir. Hemen alt başlıkta bu şartları saydım İsim Değişikliği İçin Nereye Başvurulur? İkametinizin olduğu İl yada İlçe Nüfus Müdürlüğüne dilekçe ile başvurmanız gereklidir. Dilekçenizde talebinizi gerekçesi ile birlikte açık bir şekilde belirtmeniz gereklidir. Dilekçe İle İsim Değiştirilmesine Dair Geçici 8. Madde “Kişinin iki yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir.” NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ İSİM VE SOY İSİM DEĞİŞİKLİĞİ DİLEKÇE ÖRNEĞİ Dilekçenin yazılacağı makam ....................NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNE Noktalı yere hangi Nüfus Müdürlüğüne verecekseniz o makamı yazınız. 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesinde geçen “Kişinin iki yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir.” hükmü kapsamında ....... olan ismimin .......... olarak değiştirilmesini talep ediyorum. Gereğini saygılarımla arz ederim. Adınız ve Soyadınız İMZA ADRES VE TELEFONUNUZ BU BÖLÜME Dilekçe İle İsim ve Soy İsim Değişikliğinden Kimler Yararlanabilir? 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair kanunun geçici 8. Maddesinde açıklanmıştır. 1- Kişinin soyadının "Soyadı Kanununun" 3. Maddesinde belirtilen hükümlere aykırı olması gerekir. Soyadı Kanunun 3. Maddesinde "rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz" hükmü yer almaktadır. 2- İsim yada soyadın da yazım ve imla hatası olması 3- İsmin yada soyadın komik ve abes bir isim olması 4- Düzeltme işareti kullanılmamasından dolayı anlam değişikliği olan ad ve soyadları, Yukarıda kısaca belirttiğimiz alt başlıklarda ayrıntılı anlatılacaktır şartları taşıyanlar dava yoluna gitmeden dilekçe ile Nüfus Müdürlüğüne başvurması halinde talebi il yada ilçenin idare kurulunda değerlendirilir. Dilekçe İle İsim ve Soyisim Değişikliği Yapmanın Şartları Nelerdir? 7039 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair kanunun geçici 8. Maddesinde açıklanmış olmakla birlikte Soyadı Kanunun 3. Maddesi ile birlikte değerlendirilmektedir 1- 2022 Yılına Kadar Dilekçe İle Başvuru Yapılması gereklidir. Son başvuru tarihi 19/10/2022'dir. 2- İsim veya Soyisimde İmla Hatası veya Yazım Yanlışı Bulunanlar Değiştirebilir Nüfus Cüzdanı çıkarılırken bir kişinin ismi Nüfus Cüzdanına yanlış kaydedilmiş olabilir. Genellikle harf hatası şeklinde olmaktadır. Örneğin Güllü isminin Nüfus kayıtlarına Gülü – Güli şeklinde kaydedilmesidir. Bu durumda kişinin isminde sadece hatalı olduğunu düşündüğü harf düzeltilir. 3- İsmin veya Soyadın İğrenç veya Gülünç Olması İsminin gülünç olduğunu düşünenler yada iğrenç kötü bir manası olan kişiler dilekçe ile başvurmak sureti ile ismini değiştirebilir. Bu şekilde yapılacak olan başvurular kurul tarafından değerlendirilir. Kurul toplumsal değerleri dikkate alarak objektif kriterlere göre karar alır. Dilekçe İle Son Başvuru Tarihi Ne Zaman? Son başvuru tarihi 19/10/2022 tarihidir. "Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile bu süre 19/10/2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Hangi Başvurular Kabul Edilmez? İsmini beğenmediği için değiştirmek isteyenlerin başvuruları ve mevcut isminin yanına başka bir isim ekletmek isteyenlerin başvuruları kabul edilmez. Ayrıca soyadını değiştirmek isteyenlerin başvuruları kabul edilmez. Bu kişilerin başvuruları ancak mahkeme ile karara bağlanır. MAHKEME YOLU İLE İSİM VE SOYİSİM DEĞİŞTİRME Dilekçe ile yapacağınız başvurunun ret alması durumunda Mahkeme ile isim değiştirme yoluna giderek bu işlemi yapmanız gereklidir. Dava yolu ile değiştirme şartları Medeni Kanun'un 27. Maddesinde belirtilmiştir. İsim Değişikliği Davası Yetkili Mahkeme Vekalet vereceğiniz bir Avukat aracılığı ile dava açmanız gereklidir. Bu konuda yetkili mahkeme ikametinizin olduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ayrıca isim değişikliği talebinde bulunan kişinin ikametgâh yeri mahkemesidir. İsim değişikliği davası çekişmesiz yargı davasıdır yani davada yalnızca davacı taraf bulunur davalı taraf yoktur. Çekişmesiz yargıya ilişkin davalar sulh hukuk mahkemesinden açılmasına rağmen isim değişikliğine ilişkin davalar asliye hukuk mahkemesinde açılır. Davanızı sulh hukuk mahkemesinde açmanız durumunda görevsizlik kararı verilecektir. Mahkeme Yolu İsim Değişikliği Şartları Nelerdir? Türk Medeni kanunu isim değişikliği için haklı sebeplerin var olması durumunda kişinin isim ve soyadını değiştireceği şeklinde genel bir tanım yapmakla yetinmiştir. Açıkça hangi durumların isim değişikliği için haklı neden oluşturacağı düzenlenmemiştir. İsim Değişikliği Davası Nasıl Açılır? 1. Adım Davayı bir avukat aracılığıyla açmanız durumunda kişisel haklara ilişkin bir dava olması sebebiyle özel olarak vekâletname de isim ve soyadı değişikliğine ilişkin davaları açmaya yetkilidir şeklinde ibarenin olması gerekmektedir. İsim değişikliği davası dilekçesini nöbetçi asliye hukuk mahkemesi hâkimliğine gönderilmek üzere yazmanız gerekmektedir. Dava dilekçenizi adliyelerde bulunan hukuk mahkemesi ön bürolarda tarattıktan sonra vezneye mahkeme harcını yatırmanız gerekmektedir. 2. Adım Vezneden alacağınız mahkeme harcınızı ödediğinize dair dekontla birlikte tekrar ön büroya dosyanızı götürmeniz davayı açmanız için yeterli olacak adımlardır. 3. Adım Mahkeme harçları tahsil edildikten sonra dava dosyasına bir esas numarası verilir. Bu esas numarası ile hem adliyede asliye hukuk kaleminden hem de e devlet üzerinden dosyanızı takip edebilirsiniz. Bu işlemlerden sonra davanızın görüleceği mahkeme, duruşma gün ve saati belirlenerek size tebligat yapılacaktır. Duruşma gün ve saatinde mazeretsiz olarak belirtilen duruşmaya katılmamanız durumunda davanız düşürülür ve görülmeye devam edilmez. 4. Adım 1 ay içerisinde vereceğiniz yeni bir dilekçe ile harç ödemeden davanın yeniden devam etmesini sağlayabilirisiniz. 3 ay içerisinde ise tekrar harç ödemeniz durumunda dava görülmeye devam eder. Yardı ve İçtihat Kararlarına Göre Hangi Durumlarda İsim Değişikliği Kabul Edilir? İsim değişikliği ile ilgili mahkeme kararları ve içtihatlar incelendiğinde aşağıdaki durumların haklı neden olarak kabul edildiğini söylemek mümkündür. 1- Milli, ahlaki ve dini değerlere saygısızlık olarak nitelendirilebilecek isimlerde, 2- Kişisel ve mesleki ilişkilerde yanlış anlamlar doğurabilecek isimlerde, 3- İsim sahibini gülünç ve komik duruma düşüren, toplumca hoş karşılanmayacak isimlerde, 4- Toplumca başka bir isimle tanınması durumlarında, 5- Soyadı değişikliğinde soyadının taşındığı aile ile hiçbir bağın kalmaması, kötü muamele görmesi durumunda, 6- Memur hatasından kaynaklı yazım hataları durumlarında haklı bir nedenin varlığı kabul edilmektedir. Soyadı Değişikliği Davasında Kimin Soyadı Değişir? 1- Evladın soyadını değiştirmesi durumunda anne, baba ve kardeşlerin soyadı değişmeyecektir. 2- Soyadını değiştiren erkek evli ise eşinin ve çocuklarının soyadı da değişikliğe uğrar. 3- Evli kadınlar boşanmadıkları yahut ölüm sebebiyle evlilikleri son bulmadığı sürece soyadı değişikliği için dava açamazlar. 4- Mahkeme kararı ile ayrılık kararı verilmiş olsa dahi evlilik hukuken devam ettiği için bu dava ayrılık döneminde dahi açılamaz. 5- Soyadı değişikliği davalarında Cumhuriyet savcısı, nüfus memuru bulunmak zorundadır. 6- Değişiklik yapılması halinde hâkim nüfus müdürlüğüne değişikliği bildirir ve yerel gazetede durumunu ilan ettirir. 7- İsim ve soyadı değişikliğine ilişkin dava yalnızca 1 kez açılabildiği için değişiklik yaptıran kişi eski isim ve soyadını kullanmak için tekrar dava açamaz. Konu hakkında daha fazla bilgi için Ankara 4. Aile Mahkemesi, velayeti annede olan çocuğun annenin soyadını alması istemiyle açılan davanın kabulünü karara göre, isimli kadın ile Azerbaycanlı C. Balayev 2013'te evlendi. Çift, kısa süre sonra boşanma davası açarken 2014'te müşterek çocukları dünyaya geldi. Boşanma davasını karara bağlayan Manavgat Aile Mahkemesi, babanın hiç görmediği çocuğun velayetini anneye geçen yıl çocuğun Balayev olan soyadını kendi soyadıyla değiştirmek için Ankara 4. Aile Mahkemesinde dava dilekçesinde ortak çocuğun babasını bir gün bile görmediği, babanın çocuğunu görmeye gelmediği, aramadığı, çocuğun da neden soyadının annesinin soyadıyla farklı olduğunu sorguladığı ifade dilekçesinin tebliğ edildiği davalı eski eş herhangi bir beyanda bulunmazken yargılama sırasında tanık olarak dinlenen kişi de davacı kadının beyanlarını sonucunda Hakim Serpil Aydın, davayı kabul ederek 6 yaşındaki çocuğun Balayev olan soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesini çocuğun yüksek yararını göz önüne aldı Mahkemenin gerekçeli kararında davacı kadının, velayet hakkının kullanımından kaynaklı olarak çocuğuna kendi soyadını vermeyi istediği soyadını belirleme hakkının da velayet hakkı kapsamında kaldığı kaydedilen gerekçeli kararda şu değerlendirmelerde bulunuldu"Aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını evlilik birliğinin sona erdirilmesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumun değişmeyeceği açıktır."Kararda, çocuğun annesiyle aynı soyadı taşımaması nedeniyle kendi kendisini sorguladığı ve bunun çocuğun psikolojisini etkilediği ifade çocuğun yüksek yararı göz önüne alınarak soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesinin haklı neden olduğu Bilici'nin değerlendirmeleri Davacı kadının avukatı Fırat Bilici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadın erkek arasındaki eşitliği sağlamak adına Anayasa Mahkemesinin de bu konuda verdiği bir karar bulunduğunu şunları dile getirdi"Erkek, velayet kendisinde kaldığı zaman soyadını çocuğuna verebiliyordu ama bugüne kadar kadına böyle bir hak tanınmamıştı. Anayasa Mahkemesinin kararından sonra şansımızı denedik ve boşanma davasından sonra kadının soy ismini çocuğuna verebilmesi için isim davası açtık. Bu, nüfus kaydının düzeltilmesi davası değil, isim davasıydı."Mahkemenin tanık beyanları, Anayasa Mahkemesinin kararı ve Yargıtayın son zamanlardaki içtihatlarını dikkate alarak davayı kabul ettiğini belirten Bilici, "Zaten bu da cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasının gereğiydi." diye konuştu. HAKKIMDA SON YAZILARIM Avukat Yasin GİRGİN, 1977 Ankara doğumludur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş ve sonrasında 2 yıl boyunca Özel Hukuk Master programına devam yılları arasında yaptığı hakimlik dönemi dışında 13 Kasım 2000'den bu yana serbest avukatlık faaliyetini icra kitabı ve çok sayıda makalesi bulunan GİRGİN'in 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır. GİRGİN, halen okur sorularını cevapladığı köşe yazılarını kaleme 483 9313 numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz. Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur TMK m. 282. Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olur TMK m. 292. Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır TMK m. 321. Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilân olunur. Ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir TMK Soyadı, bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru hâline gelen, birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri ve vazgeçilmez, devredilmez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkıdır. Velayet; ana veya babanın, ergin olmayan çocuklarının veya kısıtlanmış ergin çocuklarının kişi varlığına, malvarlığına ve bu iki husus hakkında onları temsiline ilişkin sahip oldukları hakların ve yükümlülüklerin bütününe denir AKINTÜRK, Turgut Türk Medeni Kanunu Aile Hukuku, İstanbul 2002, s. 400. Velayet, çocuk ergin oluncaya kadar onunla ilgili alınması zorunlu kararları alma hususunda veliye sorumluluk yükler ve onları yetkili kılar. Bu bakımdan modern hukukta velayet, bir hak olduğu kadar aslında çocuğun üstün yararının sağlanması bakımından yetki ve sorumluluk da içerdiğinden, hak ve yükümlülüklerin toplamı olarak kabul edilmektedir. Velayetin nihai amacı, henüz erginliğe ulaşmamış küçüğün, ileride bir yetişkin olarak gelecekteki hayata hazırlanmasını sağlamaktır AKYÜZ, Emine Çocuk Hukuku Çocuk Haklarının Korunması,2012 4721 sayılı Kanun’un velayet hakkına ilişkin 335. maddesinde, ergin olmayan çocuğun, ana ve babasının velayeti altında olduğu, yasal sebep olmadıkça velayetin ana ve babadan alınamayacağı belirtilmek suretiyle evlilik ilişkisi süresince velayet hakkının ve bu kapsamdaki yetkilerin ortak kullanımına işaret edilmiş; 336. maddesinde evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacağı, ortak hayata son verilmesi veya ayrılık hâlinde hâkimin velayeti eşlerden birine verebileceği, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde velayetin sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olduğu hüküm altına alınmış, velayet hakkı ve içerdiği yetkilerin kullanımı noktasında da eşlerin eşitliği prensibi yansıtılmaya çalışılmıştır. Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde, velayet hakkı kapsamındaki yetkiler dâhilinde olan çocuğun soyadının belirlenmesi hususunun düzenlendiği tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin tarihli ve sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı gerekçesinde, kadın ve erkeğin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olmaları gereğine yer veren uluslararası sözleşme hükümlerine de atıf yapılmak ve eşlerin, evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda oldukları, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete göre ayırım yapılması sonucunu doğuracağı belirtilmek suretiyle itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 10. ve 41. maddelerine aykırı görülmesi nedeniyle iptaline karar verildiği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin ve 2013/3434 numaralı, tarih ve 2013/9880 numaralı, tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararlarında ise; velayet hakkı tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebin, velayet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olması sebebiyle Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında ele alınması gereken bir hukuki değer olduğunu, koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velayet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığını, eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduğunu, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğini, çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine olumsuz etkilerinin kesin olarak saptanması gerektiğini ve başvurulara konu yargısal uygulamaların ölçülü olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, eldeki somut olaya benzer nitelikteki başvurulara konu yargısal kararlarda Anayasa’nın 20. maddesi ile birlikte değerlendirilen Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiş, aynı kararlarında ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesini de kararlaştırmıştır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak, sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcıdır. Anayasa Mahkemesinin saptadığı hak ihlalinin, mahkeme kararından kaynaklandığını belirleyen ve Kuruluş Kanununun 50. maddesinin 2. fıkrasında dayanarak aldığı “ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmasına” ilişkin kararı karşısında, ilk derece mahkemelerinin başvuru konusu somut olay ve kişi bakımından artık başka türlü karar vermesine olanak yoktur. Ne var ki, yukarıda açıklanan velayet hakkına sahip annenin ortak çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesine yönelik açılan başkaca davalarda yapılan benzer yargısal kararların, bireysel başvuru konusu yapılması Halinde Yüksek Mahkemece, bundan sonra da hak ihlalinin tespit edileceği ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yolunun açılacağı da muhakkak gözükmektedir. Anayasanın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye’nin taraf olduğu eki protokollerin ortak koruma alanında bulunan “temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının” öncelikle genel yargı mercilerinde olağan kanun yollarında çözüme kavuşturulması asıldır. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararları kapsamında; “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesinin de irdelenmesi gerekmektedir. Bu ilkenin en genel anlamdaki tanımı, çocuğun yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikle korunması olup, çocuk hukukunda karşılaşılan tüm sorunlarda, görevli ve yetkililere yol gösteren, çocuk yararına çözümün tercih edilmesini emreden, zayıfı, güçlüye karşı koruyan en üst ilkedir AKYÜZ, Emine Çocuk Hukuku Çocuk Haklarının Korunması, 2012 s. 10. Çocuğun üstün yararı, çocuğu ilgilendiren her işte göz önüne alınması zorunlu olan ve belirli bir somut olayda çocuk için en iyisinin ne olduğunu belirlemede dikkate alınan bir ölçüt, bir kılavuzdur. Çocuğun üstün yararı çocuğun haklarını garanti altına alan bir işlev de üstlenmektedir YÜCEL, Özge Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 1 Sayı 2, Aralık 2013, s. 117-137. Esasın da çocuğun üstün yararına gereken önemin verilmesi, yalnızca çocuğun ya da ana babanın değil, toplumun da menfaatinedir. Çünkü çocuğun sosyal, kültürel, fiziksel ve psikolojik yönden olumlu gelişimi, ilerde toplumda zararlı davranışlarının ortaya çıkmasını da engelleyecektir BAKTIR, Çetiner Selma, Velayet Hukuku, Ankara 2000 Örnek bir davada Velayet hakkına sahip davacı anne, soyadlarının farklı olmasından çocuğun rahatsız olduğunu ve anne ile aynı soyadını taşımak istediğini ileri sürmüş olup, davacı tanıkları da davalı babanın çocuğuna ilgisiz olduğunu, yaklaşık üç yıldır babanın çocuğunu görmeye gelmediğini, çocuğun birlikte yaşadığı anne ile aynı soyadını taşımamaktan rahatsız olduğunu, anne ile aynı soyadını taşımak isteğini sürekli dile getirdiğini, kendisini tanıtırken soyadını annenin soyadı olan “K….” olarak ifade ettiğini beyan etmişlerdir. Çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesi halinde çocuğun üstün yararı bakımından ruhsal gelişiminin olumsuz etkileneceği ileri sürülmediği gibi, az önce açıklanan tanık beyanlarından çocuğun soyadının annenin soyadı olarak değiştirilmesinin çocuğun üstün yararına olabileceği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında; velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını, evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, somut olayda söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına da aykırı bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği TMK m. 27 dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı Devam Ankara 4. Aile Mahkemesi, velayeti annede olan çocuğun annenin soyadını alması istemiyle açılan davanın kabulünü karara göre, isimli kadın ile Azerbaycanlı C. Balayev 2013'te evlendi. Çift, kısa süre sonra boşanma davası açarken 2014'te müşterek çocukları dünyaya geldi. Boşanma davasını karara bağlayan Manavgat Aile Mahkemesi, babanın hiç görmediği çocuğun velayetini anneye geçen yıl çocuğun Balayev olan soyadını kendi soyadıyla değiştirmek için Ankara 4. Aile Mahkemesinde dava dilekçesinde ortak çocuğun babasını bir gün bile görmediği, babanın çocuğunu görmeye gelmediği, aramadığı, çocuğun da neden soyadının annesinin soyadıyla farklı olduğunu sorguladığı ifade dilekçesinin tebliğ edildiği davalı eski eş herhangi bir beyanda bulunmazken yargılama sırasında tanık olarak dinlenen kişi de davacı kadının beyanlarını sonucunda Hakim Serpil Aydın, davayı kabul ederek 6 yaşındaki çocuğun Balayev olan soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesini ÇOCUĞUN YÜKSEK YARARINI GÖZ ÖNÜNE ALDIMahkemenin gerekçeli kararında davacı kadının, velayet hakkının kullanımından kaynaklı olarak çocuğuna kendi soyadını vermeyi istediği soyadını belirleme hakkının da velayet hakkı kapsamında kaldığı kaydedilen gerekçeli kararda şu değerlendirmelerde bulunuldu"Aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını evlilik birliğinin sona erdirilmesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumun değişmeyeceği açıktır."Kararda, çocuğun annesiyle aynı soyadı taşımaması nedeniyle kendi kendisini sorguladığı ve bunun çocuğun psikolojisini etkilediği ifade çocuğun yüksek yararı göz önüne alınarak soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesinin haklı neden olduğu BİLİCİ'NİN DEĞERLENDİRMELERİDavacı kadının avukatı Fırat Bilici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadın erkek arasındaki eşitliği sağlamak adına Anayasa Mahkemesinin de bu konuda verdiği bir karar bulunduğunu şunları dile getirdi"Erkek, velayet kendisinde kaldığı zaman soyadını çocuğuna verebiliyordu ama bugüne kadar kadına böyle bir hak tanınmamıştı. Anayasa Mahkemesinin kararından sonra şansımızı denedik ve boşanma davasından sonra kadının soy ismini çocuğuna verebilmesi için isim davası açtık. Bu, nüfus kaydının düzeltilmesi davası değil, isim davasıydı."Mahkemenin tanık beyanları, Anayasa Mahkemesinin kararı ve Yargıtayın son zamanlardaki içtihatlarını dikkate alarak davayı kabul ettiğini belirten Bilici, "Zaten bu da cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasının gereğiydi." diye konuştu. AA

velayeti annede olan çocuğun soyadı değişikliği dilekçesi