yef alüllahü ma yeşaü hangi ayet

Faire Des Rencontres Sur Internet Gratuitement. SURESİBismillahirrahmanirrahim44. Kalu adğasü ahlam ve ma nahnü bi te'vılil ahlami bi alimın45. Ve kalellezı neca minhüma veddekera ba'de ümmetin ene ünebbiüküm bi te'vılihı fe ersilun46. Yusüfü eyyühes sıddıku eftina fı seb'ı bekaratin simaniy ye'külününne seb'un ıcafüv ve seb'ı sümbülatin hudriv ve ühara yabisatil leallı erciu ilen nasi leallehüm ya'lemun47. Kale tezraune seb'a sinıne deeba fe ma hasadtüm fezeruhü fı sümbülihı illa kalılem mimma te'külun48. Sümme ye'tı mim ba'di zalike seb'un şidadüy ye'külne ma kaddemtüm lehünne illa kalılem mimma tuhsınun49. Sümme ye'tı mim ba'di zalike amün fıhi yüğasün nasü ve fıhi ya'sırun50. Ve kalel melikü'tunı bih fe lemma caehür rasulü kalercı'ila rabbike fes'elhü ma balün nisvetillatı katta'ne eydiyehünn inne rabbı bi keydihinne alım51. Kale ma hatbükünne iz ravedtünne yusüfe an nefsih kulne haşe lillahi ma alimna aleyhi min su' kaletimraetül azızil ane hashasal hakku ene ravedtühu an nefsihı ve innehu le mines sadikıyn52. Zalike li ya'leme ennı lem ehunhü bil ğaybi ve ennellahe la yehdı keydel hainın53. Ve ma überriü nefsı innen nefse le emmaratüm bis sui illa ma rahıme rabbı inne rabbı ğafurur rahıym54. Ve kalel melikü'tunı bihı estahlıshü li nefsı fe lemma kellemehu kale innekel yevme ledeyna mekınün emın55. Kalec'alnı ala hazainil ard innı hafıyzun alım56. Ve kezalike mekkenna li yusüfe fil ard yetebevveü minha haysü yeşa' nüsıybü bi rahmetina men neşaü ve la nüdıy'u ecral muhsinın57. Ve le ecrul ahırati hayrul lillezıne amenu ve kanu yettekun58. Ve cae ıhvetü yusüfe fe dehalu aleyhi fe arafehüm ve hüm lehu münkirun59. Ve lemma cehhezehüm bi cehazihim kale'tunı bi ehıl leküm min ebıküm ela teravne ennı ufil keyle ve ene hayrul münzilın60. Fe il lem te'tunı bihı fe la keyle leküm ındı ve la takrabun61. Kalu senüravidü anhü ebahü ve inne le faılun62. Ve kaleli fityanihic'alu bidaatehüm fı rihalihim leallehüm ya'rifuneha izenkalebu ila ehlihim leallehüm yarciun63. Fe lemma raceu ila ebıhim kalu ya ebana münia minnel keylü fe ersil meana ehana nektel ve inna lehu lehafizun64. Kale hel amenüküm aleyhi illa kema emintüküm ala ehıyhi min kabl fellahü hayrun hafizav ve hüve erhamür rahımın65. Ve lemma fetehu metaahüm vecedu bidaatehüm ruddet ileyhim kalu ya ebana ma nebğıy hazihı bidaatüna ruddet ileyna ve nemıru ehlena ve nahfezu ehana ve nezdadü keyle beıyr zalike keylüy yesır66. Kale len ürsilehu meaküm hatta tü'tuni mevsikam minellahi lete'tünnenı bihı illa ey yühata biküm fe lemma atevhü mevsikahüm kalellahü ala ma nekulü vekıl67. Ve kale ya beniyye la tedhulu mim babiv vahıdiv vedhulu min ebvabim müteferrikah ve ma uğnı anküm minellahi min şey' inil hukmü illa lillah aleyhi tevekkelt ve aleyhi fel yetevekkelil mütevekkilun68. Ve lemma dehalu min haysü emerahüm ebuhüm ma kane yuğnı anhüm minellahi min şey'in illa laceten fı nefsi ya'kube kadaha ve innehu le zu ılmil lima allemnahü ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun69. Ve lemma dehalu ala yusüfe ave ileyhi ehahü kale innı ene ehuke fe la tebteis bima kanu ya'melun70. Fe lemma cehhezehüm bi cehazihim ceales sikayete fı rahli ehıyhi sümme ezzene müezzinün eyyetühel ıyru inneküm le sarikun71. Kalu ve akbelu aleyhim maza tefkıdun72. Kalu nefkıdü suvaal meliki ve li men cae bihı hımlü beıyriv ve ene bihı zeıym73. Kalu tellahi le kad alimtüm ma ci'na li nüfside fil erdı ve ma künna sarikıyn74. Kalu fe ma cezaühu in küntüm kazibın75. Kalu cezaühu mev vücide fı rahlihı fe hüve cezaüh kezalike necziz zalimın76. Fe bedee bi ev'ıyetihim kable viai ehıyhi sümmestahraceha min viai ehıyh kezalike kidna li yusüf ma kane li ye'huze ehahü fı dınil melikı illa ey yeşaellah nerfeu deracatim men neşa' ve fevka külli zı ılmin alım77. Kalu iy yesrık fe kad seraka ehul lehu min kabl fe eserraha yusüfü fı nefsihı ve lem yübdiha lehüm kale entüm şerrum mekana vallahü a'lemü bima tesıfun78. Kalu ya eyyühel azızü inne lehu eben şeyhan kebıran fe huz ehadena mekaneh inna nerake minel muhsinın79. Kale meazellahi en ne'huze illa mev vecedna metaana ındehu inna izel le zalimun80. Fe lemmestey'esu minhü halesu neciyya kale kebıruhüm e lem ta'lemu enne ebaküm kad ehaze aleyküm mevsikam minellahi ve min kablü ma ferrattüm fı yusüf fe len ebrahal erda hatta ye'zene lı ebı ev yahkümellahü lı ve hüve hayrul hakimın81. İrciu illa ebıküm fe kulu ya ebana innebneke serak ve ma şehidna illa bima alimna ve ma künna lilğaybi hafizıyn82. Ves'elil karyetelletı künna fıha vel ıyralletı akbelna fıha ve inna lesadikun83. Kale bel sevvelet leküm enfüsüküm emra fe sabrun cemıl asellahü ey ye'tiyenı bihim cemıa innehu hüvel alımül hakım84. Ve tevella anhüm ve kale ya esefa ala yusüfe vebyaddat aynahü minel huzni fe hüve kezıym85. Kalu tellahi tefteü tezküru yusüfe hatta tekune haradan ev teküru yusüfe hatta tekune haradan ev tekune minel halikın86. Kale innema eşku bessı ve huznı ilellahi ve a'lemü minellahi ma la ta'lemun87. Ya beniyyezhebu fe tehassesu miy yusüfe ve ehıyhi ve la tey'esu mir ravhıllahi illel kavmül kafirun88. Fe lemma dehalu aleyhi kalu ya eyyühel azızü messena ve ehlened durru ve ci'na bi bidaatim müzcatin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleynav innellahe yeczil mütesaddikıyn89. Kale hel alimtüm ma fealtüm bi yusüfe ve ehıyhi iz entüm cahilun90. Kalu einneke le ente yusüf kale ene yusüfü ve haza ehıy kad mennellahü aleyna innehu mey yettekı ve yasbir fe innellahe la yüdıy'u ecral muhsinın91. Kalu tellahi le kad aserakellahü aleyna ve in künna le hatıın92. Kale la tesrıbe aleykümül yevm yağfirullahü leküm ve hüve erhamür rahımın93. İzhebu bi kamısıy haza fe elkuhü ala vechi ebı ye'ti besıyra ve'tunı bi ehliküm ecmeıyn94. Ve lemma fesaletil ıyru kale ebuhüm innı le ecidü rıha yusüfe lev la en tüfennidun95. Kalu tellahi inneke le fı dalalikel kadım96. Fe lemma en cael beşıru elkahü ala vechihı fertedde besıyra kale elem ekul leküm innı a'lemü minellahi ma la ta'lemun97. Kalu ya ebanestağfir lena zünubena inna künna hatıın98. Kale sevfe estağfiru leküm rabbı innehu hüvel ğafurur rahıym99. Fe lemma dehalu ala yusüfe ava ileyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra in şaellahü aminın100. Ve rafea ebeveyhi alel arşi ve harru lehu sücceda ve kale ya ebeti haza te'vılü rü'yaye min kablü kad cealeha ribbı hakka ve kad ahsene bı iz ahracenı mines sicni ve cae biküm minel bedvi mim ba'di en nezeğaş şeytanü beynı ve beyne ıhvetı inne rabbı latıyfül lima yeşa' innehu hüvel alımül hakım101. Rabbi kad ateytenı minel mülki ve allemtenı min te'vılil ehadıs fatıras semavati vel erdı ente veliyyı fid dünya vel ahırah teveffenı müslimev ve elhıknı bis salihıyn102. Zalike min embail ğaybi nuhıyhi ileyk ve ma künte ledeyhim iz ecmeu emrahüm ve hüm yemkürun103. Ve ma ekserun nasi ve lev haraste bi mü'minın104. Ve ma tes'elühüm aleyhi min ecr in hüve illa zikrul lil alemın105. Ve keeyyim min ayetin fis semavati vel erdı yemürrune aleyha ve hüm anhü mu'ridun106. Ve ma yü'minü ekseruhüm billahi illa ve hüm müşrikun107. E fe eminu en te'tiyehüm ğaşiyetüm min azabillahi ev te'tiyehümüs saatü bağtetev ve hüm la yeş'urun108. Kul hazihı sebılı ed'u ilellahi ala besıyratin ene ve menittebeanı ve sübhanellahi ve ma ene minel müşrikın109. Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim min ehlil kura e fe lem yesıru fil erdı fe yenzuru keyfe kane akıbetüllezıne min kablihim ve la darul ahırati hayrul lillezınettekav e fe la ta'kılun110. Hatta izestey'eser rusülü ve zannu ennehüm kad küzibu caehüm nasruna fe nücciye men neşa' ve la yüraddü be'süna anil kavmil mücrimın111. Le kad kane fı kasasıhum ıbratül li ülil elbab ma kane hadısey yüftera ve lakin tasdıkallezı beyne yedeyhi ve tefsıyle külli şey'iv ve hüdev ve rahmetel li kavmiy yü'minun13-RA'D SURESİBismillahirrahmanirrahim1. Elif lam mım ra tilke ayatül kitab vellezı ünzile ileyke mir rabbikel hakku ve lakinne ekseran nasi la yü'minun2. Allahüllezı rafeas semavati bi ğayri amedin teravneha sümmesteva alel arşi ve sehharaş şemse vel kamer yüdebbirul emra yüfassılül ayati lealleküm bi likai rabbiküm tukınun3. Ve hüvellezı meddel erda ve ceale fıha ravasiye ve enhara ve min küllis semerati ceale fıha zevceynisneyni yuğşil leylen nehar inne fı zalike le ayatil li kavmiy yetefekkerun4. Ve fil erdı kıtaum mütecaviratüv ve cennatüm min a'nabiv ve zer'uv ve nehıylün sınvanüv ve ğayru sınvaniy yüska bi maiv vahıdiv ve nüfaddılü ba'daha ala ba'dın fil ükül inne fı zalike le ayatil li kavmiy ya'kılun5. Ve in ta'ceb fe acabün kavlühüm e iza künna türaben e inna le fı halkın cedıd ülaikellezıne keferu bi rabbihim ve ülaikel ağlalü fı a'nakıhim ve ülaike ashabün nar hüm fıha halidun6. Ve yesta'ciluneke bis seyyieti kablel haseneti ve kad halet min kablihimül mesülat ve inne rabbeke lezu mağfiratil linnasi ala zulmihim ve inne rabbeke le şedıdül ıkab7. Ve yekulüllezıne keferu lev la ünzile aleyhi ayetüm mir rabbih innema ente münziruv ve likülli kavmin had8. Allahü ya'lemü ma tahmilü küllü ünsa ve ma teğıydul erhamü ve ma tezdad ve küllü şey'in ındehu bi mıkdar9. Alimül ğaybi vaş şehadetil kebırul müteal10. Sevaüm minküm men eserral kavle ve men cehera bihı ve men hüve müstahfim bil leyli ve saribüm bin nehar11. Lehu müakkıbatüm mim beyni yedeyhi ve min halfihı yüğayyiru ma bi kavmin hatta yüğayyiru ma bi enfüsihim ve iza eradellahü bi kavmin suen fe la meradde leh ve ma lehüm min dunihı mev val12. Hüvellezı yürıkümül berka havfev ve tameav ve yanşlüs sehabes sikal13. Ve yüsebbihur ra'dü bi hamdihı vel melaiketü min hıyfetih ve yürsilüs savaıka fe yüsıybü biha mey yeşaü ve hüm yücadilune fillah ve hüve şedıdül mihal14. Lehu da'vetül hakk vellezıne yed'une min dunihı la yestecıbune lehüm bi şey'in illa ke basitı keffeyhi ilel mai li yeblüğa fahü ve ma hüve bi baliğıh ve ma düaül kafirıne illa fı dalal15. Ve lillahi yescüdü men fis semavati vel ard tav'av ve kerhev ve zılalühüm bil ğudüvvi vel asal16. Kul mer rabbüs semavati vel erdı kulillah kul e fettehaztüm min dunihı evliyae la yemlikune li enfüsihim nef'av ve la darra kul hel yestevil a'ma vel besıyru em hel testeviz zulümanüt ven nur em cealu lillahi şürakae haleku ke halkıhı fe teşabehel halku aleyhim kulillahü haliku külli şey'iv ve hüvel vahıdül kahhar17. Enzele mines semai maen fe salet evdiyetüm bi kaderiha fahtemeles seylü zebeder rabiya ve mimma yukıdune aleyhi fin naribtiğae hılyetin ev metaın zebedüm mislüh kezalike yadribüllahül hakka vel batıl fe emmez zebedü fe yehebü cüfaa ve emma ma yenfeun nase fe yemküsü fil ard kezalike yadribüllahül emsal18. Lillezınestecabu li rabbihimül husna vellezıne lem yestecıbu lehu lev enne lehüm ma fil erdı cemıav ve mislehu meahu leftedev bih ülaike lehüm suül hısabi ve me'vahüm cehennem ve bi'sel mihad15. Ayet secde ayetidir.19. E fe mey ya'lemü ennema ünzile ileyke mir rabbikel hakku ke men hüve a'ma innema yetezekkeru ülül elbab20. Ellezıne yufune bi ahdillahi ve la yenkudunel mısak21. Vellezıne yesılune ma emerallahü bihı ey yusale ve yahşevne rabbehüm ve yehafune suel hısab22. Vellezıne saberubtiğae vechi rabbihim ve ekamus salate ve enfeku mimma razaknahüm sirrav ve alaniyetev ve yedraune bil hasenetis seyyiete ülaike lehüm ukbed dar23. Cennatü adniy yedhuluneha ve men saleha min abaihim ve ezvacihim ve zürriyyatihim vel melaiketü yedhulune aleyhim min külli bab24. Selamün alayküm bima sabertüm fe nı'me usbed dar25. Vellezıne yenkudune ahdellahi min ba'di mısakıhı ve yaktaune ma emarallahü bihı ey yusale ve yüfidune fil erdı ülaike lehümül la'netü ve lehüm suüd dar26. Allahü yebsütur rizka li mey yeşaü ve yakdir ve ferihu bil hayatid dünya ve mel hayatüd dünya fil ahırati illa meta27. Ve yekulüllezıne keferu lev la ünzile aleyhi ayetüm mir rabbih kul innellahe yüdıllü mey yeşaü ve yehdı ileyhi men enab28. Ellezıne amenu ve tatmeinü kulubühüm bi zikrillah e la bi zikrillahi tatmeinül kulub29. Ellezıne amenu ve amilus salihati tuba lehüm ve husnü meab30. Kezalike erselnake fı ümmetin kad halet min kabliha ümemül liltetlüve aleyhimüllezı evhayna ileyke ve hüm yekfürune bir rahman kul hüve rabbı la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve ileyhi metab31. Ve lev enne kur'anen süyyirat bihil cibalü ev kuttıat bihil erdu ev küllime bihil mevta bel lillahil emru cemıa e fe lem yey'esillezıne amenu el lev yeşaüllahü le heden nase cemıa ve la yezalüllezıne keferu tüsıybühüm bi ma saneu kariatün ev tehullü karıbem min darihim hatta ye'tiye va'düllah innellahe la yuhlifül mıad32. Ve lekadistkühzie bi rusülim min kabilek fe emleytü lillezıne keferu sümme ehaztühüm fe keyfe kane ıkab33. E fe men hüve kaimün ala külli nefsim bima kesebet ve cealu lillahi şüraka' kul semmuhüm em tünebbiunehu bima la ya'lemü fil erdı em bi zahirim minel kavl bel züyyine lillezıne keferu mekruhüm ve suddu anis sebıl ve mey yudlilillahü fe ma lehu min had34. Lehüm azabün fil hayatido dünya ve le azabül ahırati eşaak ve ma lehüm minellahi miv vak35. Meselül cennetilletı vüıdel müttekun tecrı min tahtihel enhar ükülüha daimüv ve zıllüha tilke ukbellezınettekav ve ukbel kafirınen nar36. Vellezıne ateynahümül kitabe yefrahune bima ünzile ileyke ve minel ahzabi mey yünkiru ba'dah kul innema ümirtü en a'büdellahe ve la üşrike bih ileyhi ed'u ve ileyhi meab37. Ve kezalike enzelnahü hukmen arabiyya ve leinitteba'te ehvaehüm ba'de ma caeke minel ılmi ma leke minellahi miv veliyyiv ve la vak38. Ve le kad erselna rusülem min kablike ve cealna lehüm ezvacev ve zürriyyeh ve ma kane li rasulin ey ye'tiye bi ayetin illa bi iznillah li külli ecelin kitab39. Yemhullahü ma yeşaü ve yüsbit ve ındehu ümmül kitab40. Ve im ma nüriyenneke ba'dallezı neıdühüm ev neteveffeyenneke fe innema aleykel belağu ve aleynel hısab41. E ve lem yerav enna ne'til erda nenkusuha min atrafiha vallahü yahkümü la müakkıbe li hukmih ve hüve serıul hısab42. Ve kad mekerallezıne min kablihim fe lillahil mekru cemıa ya'lemü ma teksibü küllü nefs ve seya'lemül küffaru li men ukbed dar43. Ve yekulüllezıne keferu leste mürsela kul kefa billahi şehıdem beynı ve beyneküm ve men ındehu ılmül kitab14-İBRAHİM SURESİBismillahirrahmanirrahim1. Elif lam ra kitabün enzelnahü ileyke li tuhricen nase minez zulümati ilen nuri bi izni rabbihim ila sıratıl azızil hamıd2. Allahillezı lehu ma fis semavati ve ma fil ard ve veylül lil kafirıne min azabin şedıd3. Ellezıne yestehıbbunel hayated dünya alel ahırati ve yesuddune an sebılillahi ve yebğuneha ıveca' ülaike fı dalalim beıyd4. Ve ma erselna mir rasulin illa bi lisani kavmihı li yübeyyine lehüm fe yüdıllüllahü mey yeşaü ve yehdı mey yeşa' ve hüvel azızül hakım5. Ve le kad erselna musa bi ayatina en ahric kavmeke minez zulümati ilen nuri ve zekkirhüm bi eyyamillah inne fı zalike le ayatil li külli sabbarin şekur6. Ve iz kale musa li kavmihizkuru nı'metellahi aleyküm iz encaküm min ali fir'avne yesumuneküm suel azabi ve yüzebbihune ebnaeküm ve yestahyune nisaeküm ve fı zaliküm belaüm mir rabbiküm azıym7. Ve iz teezzene rabbüküm le in şekertüm le ezıdenneküm ve le in kefertüm inne azabı leşedıd8. Ve kale musa in tekfüru entüm ve men fil erdı cemıan fe innellahe le ğaniyyün hamıd9. E lem ye'tiküm nebeüllezıne min kabliküm kavmi nuhıv ve adiv ve semude vellezıne mim ba'dihim la ya'lemühüm ilellah caethüm rusülühüm bil beyyinati fe raddu eydiyehüm fı efvahihim ve kalu inna kefarna bima ürsiltüm bihı ve inna le fı şekkim mimma ted'unena ileyhi mürıb10. Kalet rusülühüm e fillahi şekkün fatıris semavati vel ard yed'uküm li yağfira leküm min zünubiküm ve yüehhıraküm ila ecelim müsemma kalu in entüm illa beşerum mislüna türıdune en tesudduna amma kane ya'büdü abaüna fe'tuna bi sültanim mübın11. Kalet lehüm rusülühüm in nahnü illa beşerum mislüküm ve lakinnellahe yemünnü ala mey yeşaü min ıbadih ve ma kane lena en ne'tiyeküm bi sültanin illa bi iznillah ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun12. Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve lenasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil müteveklkilun13. Ve kalellezıne keferu li rusülihim le nuhricenneküm min erdına ev leteudünne fı milletina fe evha ileyhim rabbühüm le nühlikennez zalimın14. Ve le nüskinennekümül erda mim ba'dihim zalike li men hafe mekamı ve hafe veıyd15. Vesteftehu ve habe küllü cebbarin anıd16. Miv veraihı cehennemü ve yüska mim main sadıd17. Yetecerrauhu ve la yekadü yüsığuhu ve ye'tıhil mevtü min külli mekaniv ve ma hüve bi meyyit ve miv veraihı azabün ğalıyz18. Meselüllezıne keferu bi rabbihim a'malühüm keramadinişteddet bihir rıhu fı yevmin asıf le yakdirune mimma kesebu ala şey' zalike hüved dalalül beıyd19. E lem tera ennellahe halekas semavati vel erda bil hakk iy yeşe' yüzhibküm ve ye'ti bi halkın cedıd20. Ve ma zalike alellahi bi azız21. Ve berazu lillahi cemıan fe kaled duafaü lillezınestekberu inna künna leküm tebean fe hel entüm muğnune anna min azabillahi min şey' kalu lev hedanellahü le hedeynaküm sevaün aleyna ecezı'na em saberna ma lena mim mehıys22. Ve kaleş şeytanü lemma kudıyel emru innellahe veadeküm va'del hakkı ve veadtüküm fe ahleftüküm ve ma kane liye aleyküm min sültanin illa en deavtüküm festecebtüm lı fe la telumunı ve lumu enfüseküm ma ene bi musrihıküm ve ma entüm ib musrihıyy innı kefertü bima eşraktümuni min kabl innez zalimıne lehüm azabün elım23. Ve üdhılellezıne amenu ve amilus salihati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha bi izni rabbihim tehıyyetühüm fıha selam24. E lem tera keyfe darabellahü meselen kelimeten ttttayyibeten ke şeceratin tayyibetin aslüha sabitüv ve fer'uha fis sema25. Tü'tı üküleha külle hıynim bi izni rabbiha ve yadribüllahül emsale lin nasi leallehüm yetezekkerun26. Ve meselü kelimetin habısetin ke şeceratin habısetinictüsset min fevkıl erdı ma leha min karar27. Yüsebbitüllahüllezıne amenu bil kavlis sabiti fil hayatid dünya ve fil ahırah ve yüdılüllahüz zalimıne ve yef'alüllahü ma yeşa28. E lem tera ilellezıne beddelu nı'metellahi küfrav ve ehallu kavmehüm daral bevar29. Cehennem yaslevneha ve bi'sel karar30. Ve cealu lillahi endadel li yüdıllu an sebılih kul temetteu fe inne mesıyraküm ilen nar31. Kul li ıbadiyellezıne amenu yükıymus salate ve yünfiku mimma razaknahüm sirrav ve alaniyetem min kabli ey ye'tiye yevmül la bey'un fıhi ve la hılal32. Allahüllezı halekas semavati vel erda ve enzele mines semai maen fe ahrace bihı mines semerati rizkal leküm ve sehhara lekümül fülke li tecriye fil bahri bi emrih ve sehhara lekümül enha33. Ve sehha lekümüş şemse vel kamera daibeyn ve sehhara lekümül leyle ven nehar34. Ve ataküm min külli ma seeltümuh ve in teudu nı'metellahi la tuhsuha innel insane le zalumün keffar35. Ve iz kale ibrahımü rabbic'al hazel belede aminev vecnübnı ve beniyye en na'büdel asnam36. Rabbi innehünne adlelne kesıram minen nas fe men tebianı fe innehu minnı ve men asanı fe inneke ğafurur rahıym37. Rabbena innı eskentü min zürriyyetı bi vadin ğayri zı zer'ın ınde beytikel muharrami rabbena li yükıymus salate fec'al ef'idetem minen nasi tehvı ileyhim verzukhüm mines semerati leallehüm yeşkürun38. Rabbena inneke ta'lemü ma nuhfı ve ma nı'lin ve ma yahfa alellahi min şey'in fil erdı ve la fis sema39. Elhamdü lillahillezı vehebe lı alel kiberi ismaıyle ve ishak inne rabbı le semıud düa40. Rabbic'alnı mükıymes salati ve imn zürriyyetı rabbena ve tekabbel düa41. Rabbenağfir lı ve li valideyye ve lil mü'minıne yevme yekumül hısab42. Ve la tahsebennellahe ğafilen amma ya'melüz zalimun innema yüehhıruhüm li yevmin teşhasu fıhil ebsar43. Mühtııyne mükniıy ruusihim la yerteddü ileyhim tarfühüm ve ef'idetühüm heva44. Ve enzirin nase yevme ye'tıhimül azabü fe yekulüllezıne zalemu rabbena ahhırna ila ecelin karıbin nücib da'veteke ve nettebiır rusül e ve lem tekunu aksemtüm min kablü ma leküm min zeval45. Ve sekentüm fı mesakinillezıne zalemu enfüsehüm ve tebeyyene leküm keyfe fealna bihim ve darabna lekümül emsal46. Ve kad mekeru mekrahüm ve ındellahi mekruhüm ve in kane mekruhüm li tezule minhül cibal47. Fe la tahsebennellahe muhlife va'dihı rusüleh innellahe azızün züntikam48. Yevme tübeddelül erdu ğayral erdı ve semavatü ve berazu lillahil vahıdil kahhar49. Ve teral mücrimıne yevmeizim mükarranıne fil asfad50. Serabilühüm min katıraniv ve tağşa vücuhehümün nar51. Li yecziyellahü külle nefsim ma kesebet innellahe serıul hısab52. Haza belağul lin nasi ve li yünzeru bihı ve liya'lemu ennema hüve ilahüv vahıdüv ve liyezzekkera ülül SURESİ44 – O kâhinler 'Bu gördükleriniz karışık düşlerdir. Biz böyle karışık düşlerin yorumunu bilemeyiz” rüyaları üçe Allah tarafından bir melek aracılığı ile meydana gelen kısım ki doğru, gerçek rüya budur. 2. İnsanın benliğinden kaynaklanan bir telkin. 3. Şeytani bir telkin ile meydan gelen zihinsel görüntüdür. Son iki grup adgas-u ahlam karışık düşler – O iki arkadaştan kurtulanı, nice zaman sonra, ancak o sırada, Yusuf'u hatırlayıp dedi ki 'Rüyanın tabirini size ben bildireceğim. Hele siz beni hapishaneye bir – Hapishaneye gidip 'Yusuf! Sözü doğru ve isabetli olan aziz dostum!Şu müşkil rüya hakkında bize bir çözüm bildir lütfen'Yedi semiz ineği yiyen yedi zayıf inek ile yedi yeşil başak ile yedi kuru başağın anlamı ne olabilir?Ümid ederim ki isabetli yorumunu öğrenip ilgi insanlara aktarırım böylece onlar da doğruyu öğrenir ve senin kıymetini – Yusuf 'Yedi sene, bildiğiniz şekilde ekin ekersiniz. Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az miktar dışında, başağında bırakır, – Sonra, bunun peşinden yedi kurak yıl gelecek, tohumluk olarak saklayacağınız az bir miktar dışında, önce biriktirdiklerinizi yiyip onun arkasından bir yıl gelecek ki halk bol yağmura kavuşacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvanları {KM, Tekvin 41. bölüm}50 – Bunu duyan Hükümdar 'Getirin bana onu!” elçisi gelince Yusuf 'Sen önce dönüp efendine de ki'O ellerini kesen kadınların meselesi neydi, kendisine benim efendim, o kadınların fendini pek iyi kaynakları kıssanın bu bölümünde de; Kur'ân'dan farklı ayrıntılar ve Hz. Yusuf'un değerini düşürecek taraflar naklederler. Oysa Kur'ân'ın anlatımı, onun bir Peygamberden beklenen örnek tutumunu özetler. Onun bu davranışlarıdır ki kralı, onu Maliye bakanı hatta Başbakan olarak görevlendirmeye – Hükümdar o kadınları toplayıp 'Ne idi sizin Yusuf'la dâvanız?” Siz Yusuf'u elde etmeye çalıştığınızda durum ne idi, Yusuf nasıl davrandı? diye sordu. Onlar da 'Hâşa! Allah için söylemek gerekirse, onun yaptığı hiç bir kötülük bilmiş, görmüş değiliz” o sırada vezirin eşi 'Şimdi hak meydana çıktı. Ondan kâm almak isteyen bendim. O ise tam sadık ve dürüst insanlardandır” diye itiraf – Ve devamla şöyle dedi Bunu böylece söylüyorum ki eşim vezir de Yusuf'a sahib olmaya yeltenmemle beraber kendisinden gizli olarak ona fiilen hiyanet etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini iflah etmeyeceğini bilsin. Doğrusu, ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevkeder. Doğrusu Rabbim gafurdur, rahimdir affı ve merhameti boldur.”Bu âyetler için şu tefsir daha yaygındır 'Yusuf dedi ki Maksadım, vezire hainlik etmediğimi, hainlerin hilelerini Allah'ın iflah etmeyeceğini onun da bilmesini sağlamaktı. Ben nefsimi temize çıkarmam ...”. Fakat ilk tefsir, Hz. Yusuf makamına ve Kur'ân'ın siyakına daha uygundur İbn Kesir. Zira kail, yani sözü söyleyen açıkça bildirilmiyor. Bu da vezirin eşinin sözünün devam ettiğini – Hükümdâr 'Onu yanıma getirin, özel danışman edineyim” konuştuktan sonra da 'Sen artık bundan böyle, nezdimizde yüksek bir makam sahibi, tam itimad edilen bir müsteşarsın” Hükümdar, Yusuf satın alan aziz değildir. Mısırlıların Hiksoslar dedikleri, Arabistan'dan gelerek dört yüz yıl Mısır'da hüküm süren sülaleden faziletli bir zat – Yusuf 'Beni ülkenin hazine işlerinden sorumlu bakan olarak görevlendir, dedi. Çünkü ben malları iyi korur, işletme ve yönetimi iyi bilirim Yusuf tarıma önem verdi. Üretimi artırdı. İhtiyaç fazlasını stok ettirdi. Kıtlık yılları gelince stokları yeyip ihraç etmeye gittiler. Civardan herkes tayinat almaya – Böylece Biz Yusuf'a Mısır'da iktidar verdik. Nerede isterse orada makam tutar, dilediği şekilde lütfumuzu dilediğimiz kimselere eriştirir ve güzel hareket edenlerin mükâfatlarını asla zayi – Âhiretteki ecir ve ödül, iman edip haramlardan sakınanlar için elbette daha hayırlıdır. [38,39-40]58 – Gün geldi, Yusuf'un kardeşleri Mısır'a gelip onun huzuruna çıktılar. O onları tanıdı, ama öbürleri onu bölümü için bakınız KM, Tekvin 42-44. – Yusuf onların zahÃre yüklerini hazırlatınca dedi ki 'Siz, baba bir kardeşinizi de yanıma getirin, gördüğünüz gibi ben size tam ölçek veriyorum ve ben dışardan gelen misafirleri ağırlamaya, başka herkesten fazla özen onu getirmezseniz, iyi bilin ki artık bende size verecek bir ölçek erzak yoktur, hiç gözüme kardeşlerini istemesi şundan idi Kıtlık sebebiyle zahire karneye bağlanmıştı, almak için şahsın bulunması gerekiyordu. Diğerleri, baba ve kardeşler için birer hisse isteyince, Hz. Yusuf, bu seferlik verip, yaşlı babayı mâzur sayarak, gelecek defa, o kontenjanı almak için, herkes gibi öbür kardeşin de gelmesinin şart olduğunu bildirmiş – Onlar 'Bakalım, babasından ona izin almanın bir yolunu bulup bu işi ayarlamaya çalışacağız – Yusuf, zahÃre ölçen görevlilerine de dedi ki'Onların, zahÃre karşılığında verdikleri mallarını da yüklerinin içine belki ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varıp yine – Babalarının yanına dönünce 'Sevgili babamız, dediler, ölçeğimiz, tahsisatımız sefer, öbür kardeşimizi de bizimle beraber gönder ki onu vesile ederek, daha çok tahsisat gözümüz gibi koruyacağımıza kesin söz veriyoruz.!”64 – Yâkub dedi ki 'Daha önce onun kardeşini size inanıp güvendiğim gibi bunu da size inanıp emânet edeyim, öyle mi?Ben size değil sadece Allah'a en iyi koruyan Allah'tır ve O, merhametlilerin en [11,57]65 – Yüklerini açınca da, zahÃre bedellerinin yükleri içine geri konulduğunu gördüler ve'Baba, baba! dediler, daha ne istiyoruz, işte verdiğimiz zahÃre bedellerimiz de bize geri verilmiş!Gidelim, yine evimize erzak getiririz, kardeşimizi de koruruz, hem bir deve yükü de fazla bu sefer aldığımız, az bir ölçektir ihtiyacımıza yetmez”66 – Yâkub şöyle cevap verdi 'Siz kendiniz helâk olmadıkça, onu bana getireceğinize dair Allah'ın huzurunda sağlam bir söz vermeden ben asla onu sizinle kendisine kesin söz verince de dedi ki'Allah Teâlâ da bu söylediklerimize şahittir, – Ve 'evlatlarım!” diye ilave etti'Şehre aynı kapıdan değil de, ayrı ayrı kapılardan ben ne yapsam, Allah'tan gelecek takdiri hüküm yetkisi, yalnız Allah' içindir ki ben ancak O'na dayanır, O'na edenler de yalnız O'na dayanıp zamanki yönetimin kalabalık yabancı gruplara kuşku ile bakması sebebiyle böyle bir tedbir düşünmüş – Babalarının kendilerine emrettiği şekilde ayrı ayrı kapılardan girerek onun emrini yerine bu tedbir, Allah'ın kendileri hakkındaki takdiri karşısında hiç bir fayda Yâkub'un içindeki bir dileği açığa çıkarmış kendisine Biz öğrettiğimizden ötürü ilim sahibi idi. Bunun içindir ki 'Allah'tan gelecek takdiri önleyemem” demişti. Fakat insanların çoğu bu gerçeği – Onlar Yusuf'un huzuruna girince, öz kardeşini yanına aldı ve 'İyi bilesin ki ben senin kardeşinim, onların yaptıklarına üzülme!” dedi. {KM, 53,34}70 – Onların yüklerini hazırlatırken, su kabını, öz kardeşinin yükünün içine hareket edince de Yusuf'un görevlilerinden biri 'Ey kafile! durun, siz hırsızlık yapmışsınız!” diye nida – Onlar geri dönüp geldiler ve 'Mesele nedir, ne kaybettiniz ki, bizi suçluyorsunuz?” – Görevlilerden biri 'Hükümdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Buna ben kefilim” – 'Allah'a yemin olsun ki, biz ülkede fesat çıkarmak, nizamı bozmak için gelmedik, siz de bunu biliyorsunuz. Hele hırsız, hiç değiliz!” – Görevliler 'Peki, yalancı çıkarsanız, cezası ne?” – 'Cezası, dediler, kimin yükünde çıkarsa, işte o onun cezasıdır yani çalması sebebiyle kendisi rehin ve mahkum olur.”Biz zalimleri böyle cezalandırırız!” {KM, Çıkış 22,2}Hz. İbrâhim şeriatına göre suçu sabit olan hırsız, eşya veya parasını çaldığı adamın kölesi – Yusuf, öz kardeşinin yükünden önce, öbürlerinin yüklerini aratmaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden Biz Yusuf'a, kardeşini alıkoyması için böyle bir plan Allah dilemedikçe Hükümdarın kanununa göre, kardeşini alması uygun dilediğimiz kimseleri pek üstün derecelere ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen bulunur. [58, 11]77 – Onlar 'Eğer o çalmışsa, zaten daha önce onun kardeşi de hırsızlık etmişti” bu sözden duyduğu üzüntüyü içine attı ve onlara belli de dedi ki 'Asıl kötü durumda olan sizsiniz. İleri sürdüğünüz iddiaların gerçek yönünü Allah pek iyi biliyor ya, o yeter!”78 – Yusuf'un kardeşini alıkoyması karşısında, onlar şöyle dediler'Aziz vezir! Onun babası iyice ihtiyar Bu küçük evladını kaybetmeye dayanamaz, onun yerine bizden istediğini alıkoy. Gerçekten seni anlayış gösteren, iyiliksever insanlardan olarak görüyoruz!”79 – Yusuf 'Biz malımızı kimin yanında bulmuşsak onu tutmaktan Allah'a biz öyle yaparsak zalimler arasına girmiş oluruz!”80 – Vakta ki Yusuf'un onu vermesinden ümitlerini kestiler. Bir yana çekilip aralarında fısıldaşarak şöyle konuşmaya başladılar. Ağabeyleri dedi ki'Allah'ı şahit tutarak babanıza kesin söz verdiğinizi ve daha önce Yusuf hakkında da işlediğiniz kusuru nasıl olur da bilmezlikten gelebilirsiniz? Ne yüzle döneceksiniz?Ben katiyyen buradan bir adım atmam, ayrılmam; ancak babam bana izin verirse yahut hüküm verenlerin en hayırlısı olan Allah hükmünü bildirirse, o başka!”81 – 'Siz dönün, babanıza deyin ki'Sevgili babamız, bizler farkına varmadan oğlun inan ki hırsızlık etmiş.Su kabının onun yükünde çıktığını gözlerimizle gördükBiz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. Söz verdiğimiz zaman, bu durumun ortaya çıkacağını nereden bilebilirdik? Gayb bize emanet edilmiş değil ki!”82 – 'İnanmazsan, gittiğimiz şehrin ahalisine ve yine içinde geldiğimiz kafilede bulunanlara samimiyetimizle ifade ediyoruz ki söylediğimiz doğrunun ta babalarına ağabeylerinin bu sözlerini – Ama babaları Yâkub 'Hayır, hayır! Korkarım yine nefisleriniz size bir işi cazip gösterip ayağınızı yapayım? Bu hale karşı sükunet ve ümit içinde sabretmekten başka yapacak şey var ki Allah bütün kaybettiklerimi bana O alÃmdir, hakÃmdir benim de onların da hallerini bilir ve beni elbette hikmetini ortaya koymak için, bu imtihana tâbi tutmuştur”84 – Onlardan yüzünü çevirip öte tarafa dönerek ufuklara seslendi'Ya esafâ alâ Yusuf! Nerdesin Yusuf! Nerdesin Yusuf!”Yusuf diye diye, üzüntüsünden gözlerine ak dolayı oğullarına duyduğu kızgınlığını da belirtmiyor, öfkesini yenmeye – Oğulları şöyle dediler 'Ömrün geçti gitti, hâla Yusuf'u dilinden 'Yusuf!” diye diye kederden eriyeceksin veya büsbütün ölüp gideceksin”86 – 'Ben, dedi sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah'a sizin bilemediğiniz birçok şeyi Allah tarafından vahiy yolu ile – 'Evlatlarım, haydi gidiniz, bütün duyularınızı, hislerinizi kullanarak vargücünüzle Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi edinmeye rahmetinden asla ümidinizi kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah'ın rahmetinden ümidini – Onlar Mısır'a varıp Yusuf'un huzuruna girerek 'Aziz vezir! dediler, bizi de, çoluk çocuğumuzu da kıtlık bastı, biz bu sefer pek az bir meblağ bize tahsisatımızı tam ölçek ver de, parasını veremediğimiz kısmı da sadakanız ki Allah tasadduk edenleri fazlasıyla – Artık zamanı geldiğini düşünerek Yusuf'Siz, dedi, cahilliğiniz döneminde Yusuf ile kardeşine yaptığınız muameleyi elbette biliyorsunuzdur değil mi?”Cahillikleri, yaptıkları işin kötülüğünü bilmeyişleri, yahut neticede doğuracağı zararı hesap edememeleri anlamına gelebilir. Yahut yeterli bilgi, tecrübe ve olgunluğa ulaşmadıkları çağ kasdedilmiş olabilir. Hz. Yusuf bu tabiri, onları kınamak, hakaret etmek için değil, bilakis mazeret telkini konusunda ipucu vermek, tövbeye teşvik etmek için 'bilmeyerek yapmıştık” dedirtmek için kullanmıştı. Zira onların içine düştükleri yoksulluk kendisine pek – 'Aa! Sen, yoksa sen Yusuf musun?” da 'Evet ben Yusuf'um, bu da kardeşim!Gerçekten Allah bizi lütfuna mazhar kesindir ki kim Allah'ı sayıp haramlardan sakınır, itaatlara devam ve imtihanlara sabrederse,Allah da böyle güzel hareket edenlerin mükâfatını asla zayi – Kardeşleri de şöyle dediler 'Vallahi de, tallahi de Allah seni bize üstün kılmıştır. Doğrusu bizler suçlu idik!”92 – Yusuf şöyle cevap verdi 'Bugün sizi kınayacak, serzenişte bulunacak değilim!Ben hakkımı helâl ettim Allah da sizi merhamet edenlerin en merhametlisi O' – Şu gömleğimi alın babamın yanına varıp onun yüzüne sürüverin, o zaman gözü da bütün çoluk çocuğunuzla buyurun, yanıma âyette bildirilen 'gömleği yüzüne sürmekle Hz. Yâkub gözlerinin açılması” Tevrat'ta yer – Kafile daha Mısır'dan ayrılır ayrılmaz, öteden babaları'Doğrusu, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum, sakın beni bunak yerine koymaya kalkışmayın!” – Oradakiler 'Vallahi, dediler, sen hâlâ, o eski saflığında devam – Müjdeci gelip de gömleği Yâkub'un yüzüne sürünce gözleri açıldı ve'Ben sizin bilmediklerinizi Allah tarafından vahiy yolu ile bilirim dememiş miydim?” – Evlatları ise şöyle dediler 'Ey bizim şefkatli babamız! Bizim günahlarımız için Allah'tan mağfiret dile. Doğrusu biz günahkârız”98 – O şöyle cevap verdi 'Sizin için Rabbime sonra istiğfar edeceğim. Gerçekten O gafurdur, rahà – Yâkub ailesi Mısır'a gelip Yusuf'un yanına girdiklerinde Yusuf annesi ile babasını kucakladı ve 'Allah'ın dilemesiyle Mısır'a emin olarak girin” dedi. {KM, Tekvin 35,17-20}100 – Annesi ile babasını tahtına oturttu. Hepsi onun önünde saygı ile 'Babacığım! dedi, işte küçükken gördüğüm rüyanın tabiri! Rabbim o rüyayı bana nice ihsanlarda bulundu Beni zindandan kurtardı ve nihayet,Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirip bana kavuşturmakla da beni ihsanına mazhar Rabbim dilediği kimse hakkında latifdir dilediği hususları çok güzel, pek ince bir tarzda gerçekleştirir. Şüphesiz O alÃmdir, hakÃmdir herşeyi hakkıyla bilen, tam hikmet sahibidir” [7,53] {KM, Tekvin 47,11}Bu âyetlere dikkat edilirse Yusuf bütün müminlere örnek olacak nice davranışlarını ihtiva ettiği görülür Kendisini ölüme mahkum eden yakınları üzerinde tam yetki sahibi iken gösterdiği olgunluk ve müsamaha, kendisinin zirveye yükselişini hep Allah'ın lütfuna bağlayıp nefsine en küçük pay çıkarmama, müminler tarafından şahsına karşı yapılan en kötü bir hareketi bile te'vile gayret etme ve şeytanın kardeşlerine yaptırdıklarında 'hikmet-i ilahiyyeye göre benim için bazı faydalar vardı,” deme; hep ibadet ve âhiret iştiyakı ile dolu olma gibi. Bu çok önemli ders ve hitâbe de Tekvin ve Talmud'da yer almamıştır. Gereksiz bir yığın ayrıntıyı anlatıp, uzun kıssanın en önemli dersini yazmama çok Tekvin ve Talmud birlikte incelendiğinde görülür ki Kur'ân, bazı yerleri ilaveli anlatıyor, birçoğunu daha az anlatıyor, bazılarını ise düzeltiyor ve reddediyor. Dolayısıyla Hz. Muhammed'in bu kıssaları Yahudilerden öğrendiğini iddia etmenin hiçbir gerekçesi – 'Ya RabbÃ! Sen bana iktidar ve hâkimiyet verdin. Kutsal metinleri ve rüyaları yorumlama ilmini gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da, âhirette de mevlam, yardımcım olarak canımı al ve beni salihler zümresine dâhil eyle!” [6, 7,126; 40,34]102 – İşte bunlar, ey Resulüm, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gaybà onlar, tuzak kurmak ve planlarını kararlaştırmak için toplandıklarında elbette sen onların yanında bulunmuyordun. [3,44; 28,44-46; 38,69-70]103 – Şunu unutma ki Sen, büyük bir kuvvetle arzu etsen bile insanların çoğu iman maksat Mekke ahalisidir. Yahut bütün – Halbuki sen bu tebliğ karşılığında onlardan herhangi bir ücret de sadece bütün insanlar için bir derstir, evrensel bir mesajdır. [3,7]105 – Göklerde ve yerde Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki,insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına – Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah'a iman – Acaba onlar, farkında olmadıkları bir sırada Allah'ın azabına uğrayıp azabın kendilerini kaplamasından,yahut ansızın kıyametin kopmasından emin midirler? [16,45-47; 7,87,1; 97-99]108 – Ey Resulüm de ki 'İşte benim yolum budur! Ben insanları Allah'ın yoluna, düşünmeksizin, taklit yolu ile değil, delile dayanarak, idrâklerine hitab ederek dâvet de, bana tâbi olanlar da böyleyiz. Allah'ı bütün eksikliklerden tenzih ederim. Ben asla müşriklerden – Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de başka değil, ancak şehirlerde oturanlardan vahye mazhar ettiğimiz bir takım dünyayı hiç gezmediler mi ki kendilerinden önce yaşayanların akıbetlerinin nasıl olduğunu görüp anlasınlar?Âhiret diyarı elbette Allah'a saygı duyup haramlardan sakınanlar için daha ey müşrikler, hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?110 – O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine öncekilere de böyle fırsat zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelirler ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara nusretimiz erişir, inkârcılar helâk olur, dilediğimiz kimseler kurtulur.Uzun vaadede, mücrim toplumlardan cezamız hiçbir surette geri – Peygamberlerin kıssalarında elbette tam akıl sahipleri için alacak dersler bilin ki, bu Kur'ân uydurulmuş bir söz daha önceki kitapları tasdik eden,dine ait her şeyi açıklayan, iman edecek kimseler içinhidâyet, rehber ve rahmet olan – RA'D SÛRESİMedine'de indirilmiş olup 43 âyettir. 13. âyette geçen ve 'gök gürlemesi” anlamına gelen ra'd kelimesi, bu surenin ismi olmuştur. Konuları bakımından Mekkà surelere benzemektedir. Mekke döneminin sonlarında indiğini söyleyenler de vardır. Allah Teâlanın varlığı, birliği, vahiy, nübüvvet ve âhiret gibi iman esaslarını konu edinir. Bu gerçekleri, meseller paraboller ile somutlaştırarak – Elif, Lâm, MÃm, Râ. İşte bunlar sana indirilen kitabın âyetleridir. Sana Rabbin tarafından indirilen Kur'ân haktır, gerçektir, ama insanların çoğu buna – Allah Odur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti. Sonra da Arşı üzerinde istiva ve ayı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar işleri O yönetir. Âyetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. [7,54; 11,3; 36,38; 41,37; 7,54]İstiva etti Arşının üstünde kuruldu, onları hakimiyeti altına aldı ve onlar üzerinde hükmünü yürütmeye başladı demektir. İstiva'nın mânası için bkz. 7, yükseltilmesi cümlesi iki şekilde anlaşılmaya müsaittir. Birincisini mealde yazdık. İkincisi Allah gökleri, sizin göremediğiniz birtakım direklerle yükseltti. Bu anlama göre, gök cisimleri arasındaki çekim kuvvetine işaret ettiği – Hem O'dur ki yeri yaydı. Orada sağlam dağlar yükseltti, ırmaklar akıttı. Her meyvenin içinde iki eş olarak geceyi gündüze bürüyüp duruyor. Elbette bunlarda, iyice düşünen kimseler için, alacak nice dersler ve ibretler vardır. [10,3]Çiçeklerin ve meyvelerin erkek ve dişi olarak çift unsurlara sahip oldukları ve bir döllenme olayının gerçekleştiğine işaret – Dünyada birbirine komşu parçalar, üzüm bağları, ekinler, dallı veya dalsız hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile beraber yemede biz onların bazısını bazısından daha üstün, daha kaliteli bunlarda aklını kullanan kimseler için alacak nice dersler, nice ibretler – Eğer onların iman etmemelerine şaşırıyorsan bil ki asıl şaşılacak olan, onların 'Ölüp toprak olduktan sonra biz yeniden mi yaratılacakmışız?” onlardır Rab'lerini inkâr onlardır boyunları tasmalı işte onlardır, hem de ebedà kalmak üzere cehennemlik olanlar [17,49; 34,33; 46,33; 50, 15]Dünyada, küfür ve dalâlet tasması, kıyamette de ateşten tasmalar takılacaktır. Tasma mahkum ve esir olmanın alametidir. Bunlar da kendi alışkanlık ve taassuplarının esiri olduklarından delilleri – Şaşılacak bir yanları da, güzellik ve mutluluk dururken, kötülüğü çarçabuk kendilerinden önce, ibret olacak nice cezalar gelip geçmiştir. Niçin onlardan ibret almazlar?.Doğrusu senin Rabbin insanların zulümlerine karşı yine de mağfiret beraber unutmayın ki O cezalandırdığında da cezası çetindir. [15,6-8; 29,53-54; 38,16; 8,32; 35,45; 6,147]7 – Kâfirler diyorlar ki 'Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” Sen, ey Resulüm, sadece bir uyarıcısın. Her millete bir yol gösteren vardır. [17,59; 2,272; 35,24]Her topluluğa peygamberlerden yol gösteren bir zat gönderilir. O da onlara dini tanıtır, kendilerine tahsis edilen mucize ile halkını Allah'ın yoluna çağırır. Yoksa kâfirlerin tahakkümleriyle, keyiflerine göre istedikleri mucizeyi göstermeleri söz konusu yol gösteren 'hâdi” den maksat, Allah Teâla da olabilir. Yani 'Senin görevin sadece uyarmaktır. İndirilen âyetlerini yalan sayanların, inkârlarına kulak asma. Zira Allah, doğru yolu göstermek için lâzım gelen her şeyi ortaya koymuştur. Ama ancak Kendisinin bileceği bir hikmetten ötürü, bir kimseyi hidâyet etmesi, meşÃet-i ilahiyyenin buna taalluk etmesine bağlıdır ve onun meşÃeti de, Kendisine mahsus olan hikmetine likülli kavmin hâd cümlesinin başındaki vav'ı atıf sayarak, 'Sen sadece bir uyarıcı ve her millet için yol göstericisin” mânası da – İşte O Allah'tır ki her bir dişinin neye gebe olduğunu, karnında ne taşıdığını, ve rahimlerin neleri eksik bırakıp, artırdığını bilir. Doğrusu O'nun katında herşey bir ölçü iledir. [23,13-14; 39,6; 53,32]Rahimlerin kazanıp artırması. Mesela beden bakımından kimin tam cüsseli, kimin kısa boylu olacağını bilir. Mâ mevsule olup, yumurtanın dölyatağına tutunmasından doğum vaktine kadarki dönem kasdedilmiştir; yoksa sadece, hilkatın tamamlanmasından sonraki durum sözkonusu değildir. Yani Allah Teâla rahimdeki varlıkların erkek mi dişi mi normal mi, sağlıklı mı, eksik mi, güzel mi çirkin mi, uzun mu, kısa mı vs. olacağını bilir, demektir. Mâ masdariyye de – Gayb ve şehâdet alemini de, görünmeyen ve görünen âlemi de bilen, büyük ve yüce olan O' – Sizden sözünü gizleyenle, açıkça söyleyen, geceleyin gizlenenle gündüzün meydanda gezen O'nun bilmesi bakımından hep aynı durumdadır. [20,7; 10,61; 11,5]11 – O insanın önünde ve ardında devamlı suretle nöbetleşerek görevlendirilen melekler vardır. Bunlar, Allah'ın emrinden ötürü, onu koruyup toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hali bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah'ın dışında onları himaye edecek kimse olamaz. [8,53]Görevli melekler, insan günah işleyince onun için mühlet isterler, mağfiret dilerler yahut onu tehlikelerden korurlar veya Allah'ın emri sebebiyle insanın hallerini – Size şimşeği göstererek, hem korku hem ümit verir, yağmur yüklü ağır bulutlar – Gök gürlemesi hamd ile O'nu takdis ve tenzih de duydukları saygıdan ötürü O'nu takdis ve tenzih yıldırımlar gönderir, onlarla dilediği kimseleri bu iken onlar hâlâ Allah hakkında birbirleriyle tartışıp, ileri geri konuşurlar. Hâlbuki O'nun cezası pek çetindir. [2,30; 17,44]14 – Geçerli dua O'na yapılan O'ndan başka yöneldikleri putlar ise, kendilerine hiçbir surette icabet durumu tıpkı, ağzına su ulaşsın diye iki elini önündeki kuyuya doğru uzatan adamın durumuna bu durumda su, hiçbir zaman ona ulaşamaz. İşte kâfirlerin duası öyle boşa – Hâlbuki göklerde olsun, yerde olsun kim varsa isteyerek veya istemeyerek, hem kendileri hem gölgeleri hepsi sabah akşam Allah'a secde ederler. [16,48-49; 12,18] {KM, Mezmurlar 148}16 – 'Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” de! Onların da kabul ettiği gerçeği sen açıkla! 'Allah'tır!” de!Ama siz kalkmış, O'nun dışında, ne kendilerine gelen bir belayı uzaklaştırmaya ve ne de kendilerine bir fayda sağlamaya gücü yetmeyen birtakım tanrılar ki 'Hiç kör ile gören bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu?Yoksa Allah'ın yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratma işi kendilerine şüpheli mi geldi?” De ki 'Allah'tır herşeyin yaratıcısı. O tektir, her şeyin üstünde mutlak [36, 74; 39,3; 34,23; 53,26; 19,93-95]17 – O gökten yağmur indirir de vâdiler, dereler kendi ölçülerince dolup sel olur suların üstünde kabaran köpüğü alıp zinet veya bazı eşyalar yapmak için ateşte erittikleri madenlerin de buna benzer köpüğü Allah hak ile batılı, böyle bir temsil ile anlatır Köpük yok olup gider, insanlara faydası olan cevher kısmı ise dipte kalır. Allah işte böylece misaller – Rab'lerinin çağrısına icabet edenlere en güzel mükâfat, cennet O'nun dâvetini kabul etmeyenlere gelince,şayet dünyada olan bütün şeyler ve onların bir misli daha kendilerinin olsaydı, kurtulmaları için fidye olarak hepsini bunlar çetin bir hesaba mâruz kalacakları yer cehennem olacaktır. Orası ne kötü bir yerleşim yeridir! [18,87-88; 10,26]19 – Şimdi, Rabbinden sana indirilen vahyin hak ve gerçek olduğunu bilen kişi ile âmâ olan kimse hiç bir olur mu? Ancak akıl sahibi kimseler düşünüp ibret alırlar. [6,115; 59,20; 11,1]20 – Verdikleri sözde duranlar ve misakı bozmayanlar da işte – Rabbin tarafından sana gönderilenin hak ve gerçek olduğunu bilip, Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri olan Allah'tan çekinirler ve pek çetin bir hesaptan endişe – Onlar, sırf Rab'lerinin rızasını kazanmak için sabreder, namazı tam gerektiği şekilde ihsan ettiğimiz rızıklardan gerek gizli, gerek açık bir tarzda bağışta bulunur ve kötülüğe iyilikle mukabele onlardır dünya diyarının güzel âkıbetini kazananlar. {KM, Luka 6,27-28}23-24 – O güzel akıbet Adn cennetleri olup, onlar babalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanlarla birlikte o cennetlere ki melekler de her kapıdan yanlarına varıp 'Sabretmenize karşılık size selamlar, selametler! Dünya diyarının ne güzel âkıbetidir bu!” diyecekler. [38,50] {KM, Vahiy 21,12-13}25 – Ama Allah'a verdikleri sözü iyice pekiştirdikten sonra bozanlarve Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri terkedenlerve yeryüzünde fesat çıkarıp nizamı bozanlar yok mu?İşte onlara sadece lânet kötü yurt olan cehennem – Allah dilediği kimsenin rızkını bollaştırır, dilediği kimsenin rızkını ise inkârcılar, sadece dünya hayatıyla dünya hayatı, âhiretin yanında geçici, değersiz bir metadan başka bir şey değildir. [23,55-56; 87,16-17]27-28 – Yine o inkâr edenler diyorlar ki 'Peygambere Rabbi tarafından bir mucize verilmeli değil miydi?”De ki 'Allah dilediğini bu tür iddiaları sebebiyle saptırır. Kendisine yöneleni de hidâyete onlar iman edip gönülleri Allah'ı zikretmekle, O'nu anmakla huzur bulan bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur [21,5; 10,101; 6,111]Akıllı insanların üzerinde derinden derine düşünecekleri bunca harika eserler, Hz. Muhammed peygamberliğine dair Allah tarafından bunca âyet ve delil varken, bunları delil saymıyorlar da, kimsenin karşı koyamayacağı bir musÃbeti, bir belayı isteyip duruyorlar. Halbuki bu cebir ve zorlama, ilahà hikmete aykırıdır. Yukarıda geçen bu sözlerin bir daha tekrarlanması, kâfirlerin bu isteklerini inatla sürdürdüklerini göstermektedir. Demek Peygamberimize mucize verilmemiş değildir. Âyet onların keyiflerine göre teklif ettikleri olağanüstü şeyleri – Ne mutlu iman edip de makbul ve güzel işler yapanlara!Eninde sonunda dönüp gidilecek güzel yurt onların – İşte senden önce peygamberler gönderdiğimiz gibi, seni de kendilerinden önce nice milletler geçmiş olan bir millete gönderdik ki sana vahyettiğimiz kitabı onlara ise Rahman'a nankörlük eder, O'nu ki 'O benim rabbimdir. O'ndan başka tanrı dayandım, tövbem ve dönüşüm yalnız O'nadır. [16,63; 6,34]31 – Eğer dağları yürütecek, yeri param parça edecek, ölüleri bile konuşturacak bir kitap olsaydı, işte o, bu Kur'ân olurdu!Ne var ki Allah böyle yapmadı. Bu mevcut durumu takdir buyurdu. Çünkü emir ve hüküm yalnız O' müminler hala öğrenmediler mi ki Allah dileseydi bütün insanları hidâyet eder, doğru yola kâfirlerin kendi yaptıkları işler sebebiyle başlarına durmadan bela inecek veya ülkelerinin hemen yanıbaşına düşecek ve bu hal Allah'ın vaad ettiği kıyamet gelinceye dek sürecek. Allah asla sözünden caymaz. [46,27; 21, 44; 14,47]Bu âyette bel edatının ifade ettiği idrab mânası, işlerin yalnız Allah Teâlaya ait olmasına müteveccih değil, aksine onun neticesine, yani mevcut olan duruma yöneliktir. Yani Allah Teâlanın hikmetinin, insanların yükümlülüklerini kendi seçimlerine bina etmesine işaret etmektedir. Âyette şart cümlesinin karşılığı bulunmadığından 'İşte o, bu Kur'ân olurdu!” diye takdir edilir. Bazı müfessirler ise 'Onlar yine de iman etmezlerdi” diye – Senden önce de nice peygamberlerle alay edildi. Fakat Ben, o kâfirlere akıllarını başlarına toplamaları için bir süre mühlet verdim. Ama onlar akıllanmayınca sonra da onları azabımla kıskıvrak yakaladım, cezam nasılmış, gördüler. [22,48]33 – Tek tek her insanın ne işlediğini görüp gözeten Allah, hiç bunu yapmaktan âciz olan gibi olur mu?Bununla beraber, tutmuşlar Allah'a ortak koşuyorlar. De ki 'Haydi tavsif edin, adlandırın bakayım onları! Kimdirler, necidirler, hangi işleri gerçekleştirmişler?Ne o, yoksa Allah'a kendi mülkünde var olup da bilmediği bir şeyi mi bildireceksiniz. Veya hiçbir gerçeğe tekabül etmeksizin sırf boş laf mı edeceksiniz?”Doğrusu kurdukları tuzaklar o kâfirlere hoş gösterildi, hoşlandılar bundan ve hak yoldan kimi de Allah saptırırsa artık onu yola getirecek yoktur. [10,61; 6,59; 11,6; 20,7; 53;23; 16;37]34 – Onlara dünya hayatında bir azap vardır âhiret azabı ise daha çok çetindir. Onları Allah'ın elinden kurtaracak kimse de yoktur. [89,25-26; 25,11-15]35 – Müttakilere vaad olunan cennetin durumu şuna benzer Bahçelerinin içinden ırmaklar akar Meyveleri gibi gölgeleri de devamlıdır. İşte, haramlardan korunan müttakilerin akıbeti! Kâfirlerin akıbeti ise ateştir. [47,15; 56,27-38; 59,20]36 – Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler sana indirilen Kur'ân'dan memnun olurlar. Ama onlardan aleyhteki bazı gruplar, onun bir kısmını inkâr ki 'Bana yalnız Allah'a ibadet edip O'na hiçbir şerik koşmamam emredildi. Sadece O'na dâvet eder ve ancak O'na [2,121; 17,107-109; 3,199]37 – Böylece biz Kur'ân'ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Şayet, sana gelen bunca ilimden sonra o muhaliflerin keyiflerine uyacak olursan, Allah'ın cezasından seni koruyacak ne bir dost, ne bir hâmi bulamazsın. [11,1; 41,41-42; 31,2]38 – Senden önce bir çok peygamber göndermiş, onlara da eşler ve evlatlar vermiştik. Bunlar peygamberliğe aykırı değil ki? Mucize iddialarına gelince Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir resul mucize gösteremezdi. Her devrin bir hükmü vardır. Her işin bir vâdesi vardır. [18,110]İşte, yaratılışta böyle olduğu gibi, teşrà hususunda da durum böyledir. Allah Teâla, bir süre yürürlükte tuttuğu bir şer'à hükmü, sonra yürürlükten kaldırabilir, neshedebilir Bkz. 2,106. Çünkü kitaplar, şeriatlar dünya ve âhiret mutluluğunu elde etmek için uyulması gereken kurallardır. Devirlerin değişmesi ile ihtiyaçlara göre hükümlerin değişmesi, ilahà hikmetin gereğidir. Bundan dolayı Kur'ân', Tevrat ve İncÃl'in temel ilkelerini destekleyerek Ehl-i kitabın hepsini sevindirirken, o kitaplarda insanlığın olgunluk dönemine uygun düşmeyen birtakım hükümleri de nesheder. Ve bundan dolayıdır ki Kur'ân', bütün kitaplar üzerinde müheymin denetçi, hakem bir – Allah, dilediği hükmü iptal eder, dilediğini sabit bırakır. Ana kitap O'nun surette değişmeyecek olan ana kitap Levh-i Mahfuz O'nun yanındadır. Değişecek ve değişmeyecek olan her şey orada kayıtlıdır. Bundan ötürü, şeriatlar arasında, hatta aynı kitapta dinin temel ilkelerinden olmayan bazı fer'i hükümlerin neshedilmesi, bedâ mânasına gelmez, yani Allah Teâlanın önce bilmediği bir şeyin sonradan farkına varması anlamına gelmez. Tekvin ve teşrÃde mahv ve isbat iptal ve ibka cereyan ettiği halde, ana kitaptaki hüküm değişmez. Dolayısıyla, Tevrat ve İncÃl'i ana kitap zannedip nesih kabul etmez diye iddia eden inkârcı Ehl-i kitap gruplarının inat ve inkârları pek boş bir hevestir. Halbuki tarihà bir gerçektir ki Kur'ân'dan önceki semavi kitaplar sadece nesihten değil, tahriften bile uzak – Ya onları uyardığımız birtakım belaların bir kısmını sana gösterir, ya da bundan önce senin ruhunu teslim alırız, farketmez. Zira senin görevin sadece tebliğ etmektir, hesap görmek ise Bize aittir. [88,21-26]Risalet ahkâmının tamamını tebliğ etmek gerekir. Fakat risalet cümlesinden olarak tebliğ edilen uyarmaların muhtevasına şahit olmak, tebliğin gereklerinden – Bizim arzı yeri alıp onu uçlarından nasıl eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah öyle hükmeder ki onun hükmünü denetleyecek hiç bir merci yoktur. O, hesabı çabuk Bizim mahvimizi ve isbatımızı kabul etmek istemeyen o inkârcılar, baksalar ya, yukarıda açıklandığı üzere, önce rahmet ve kudretimizle yaymış ve ayaklarının altına sermiş olduğumuz yeri aynı durumda bırakıyor muyuz? O serili yeri, üzerinde yaşadıkları o geniş toprakları, etrafından kudretimizle sarıp sıkıştırmıyor, onu eksiltmiyor muyuz? Daraltmıyor muyuz? O ilk medde karşılık onda cezirler yapmıyor muyuz? Veya çeşitli yeryüzü olayları ile onu aşındırıp parçalamıyor muyuz? Veya o kâfirlerin vatanlarını peyder pey çevresinden eksiltip durmuyor muyuz? Nüfuslarını, topluluklarını kırarak, dağıtarak, feyiz ve bereketlerini azaltarak, arazilerini, yurtlarını daraltarak, güçlerini ezikliğe, kemallerini noksana dönüştürmüyor muyuz? Yerdeki bu değişikliği veya vatanlarındaki bu daralmayı, bu sıkışmayı görmüyorlar mı?42 – Kendilerinden önce geçenler de tuzaklar kurdular. Fakat bütün tuzaklar Allah'ındır Allah'ın tedbiri, onların tuzaklarını boşa çıkarır. O, her insanın ne işlediğini pek iyi bilir. Yarın kâfirler de bu dünyanın sonunun kimin olduğunu anlayacaklardır. [8,30; 27,50-55]43 – Dini inkâr edenler 'Sen Peygamber değilsin” diyorlar. De ki 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de nezdinde kitap ilmi [26,197; 7,156-157]Kitap ilmine vakıf olanlar Kur'ân-ı Kerimi lâyıkıyla anlayanlardır. Kur'ân'ı tanıyanlar, onun beşer sözü olmasının mümkün olmayıp ancak Rabbülâleminin sözü olduğunu, dolayısıyla Hz. Muhammed'in de O'nun elçisi olduğunu anlarlar. Ve hatta daha önceki kitaplarda ezcümle Tevrat ve İncÃl'de O'nun peygamberliğini haber veren, belge niteliğinde cümleler vardır. Bunları hakkıyla bilen ve taassup göstermeyen insaflı Ehl-i kitap âlimleri de buna şahitlik – İBRÂHİM SÛRESİMekke'de nâzil olmuş olup 52 âyettir. Sure, Kur'ân-ı Kerimin gerçekliğine dair bir girişten sonra Hz. Musâ tebliğine yer verir. Daha sonra Hud, Âd, Semud halklarını, genel olarak inkârcıların tutumlarını ve onlara verilen dünyevà ve uhrevà cezaları Şeytan'ın kâfirlere karşı yapacağı hitabeyi nakleder. Sonra Hz. İbrâhim Mekke'de geçen kıssasına genişçe yer verir. Başlangıçta olduğu gibi Kur'ân'ın, Allah'ın insanlara yönelttiği bir bildiri olduğu hatırlatılarak, sure sona – Elif, Lâm, Râ. Bu, Rab'lerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, azÃz ve hamÃd üstün kudret sahibi ve her işi övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna, göklerde ve yerdeki her şeyin sahibinin yoluna insanları çıkarman için sana indirdiğimiz bir bekleyen o çetin azaptan ötürü vay o inkârcıların hallerine!Vay onlara ki, âhirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı âhirete tercih Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler. [2,257; 57,9]Kâfirler, Allah'ın rızasına tâbi olmayıp, Allah'ın dininin kendilerine tâbi olmasını isterler. Bu din, bütün örf, âdet, gelenek ve alışkanlıklarını doğrulasın, ama hoşlanmadıkları bir tek inanç ve ibadeti bile şart koşmasın. Ancak bu hale getirdikten sonra dini kabul ederlermiş!4 – Biz her peygamberi, kendi milletinin lisanı ile gönderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. O azÃzdir, hakÃmdir mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir. [7,158]Allah hangi millete peygamber gönderirse, mesajını o milletin dili ile gönderir. Maksat, onların iyice anlamalarıdır. Bu sebeple bu âyet, kitabın mânalarının diğer dillere çevrilmesini de gerektirir. Fakat mesajı anlamak, kabulü gerektirmez. Bu, insanın tercihinden sonra Allah'ın takdirine – Bu cümleden olarak, Musâ'yı da 'halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın önemli günlerini hatırlat” diye Musâ'yı âyetlerimizle gönderdik. Elbette bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için nice ibretler – Bir vakit Musâ, kavmine 'Allah'ın, sizin üzerinizdeki nimetlerini hatırlayınÇünkü O sizi, size en kötü bir işkence uygulayan,doğan erkek çocuklarınızı öldürüp kızlarınızı perişan bir hayata zorlayanFiravun'un hâkimiyetinden bunda, Rabbinizden size büyük bir imtihan bu kabil tavsiyeleri geniş olarak Tevrat, Tesniye, 4,6,8,10,11 ve 28. bölümlerinde yer – Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle ilan buyurdu 'Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimi daha da artırırım,ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir!”8 – Sözüne devam ederek 'Eğer dedi Musâ, siz ve dünyada bulunan herkes kâfir olsa,bilesiniz ki, Allah'ın hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, her türlü övgüye [39, 7; 64,6]9 – Sizden önce gelip geçmiş ümmetlerin, Nuh, Âd ve Semud halklarınınve onlardan sonra gelip de Allah'tan başkasının tamtamına bilemeyeceği halkların başlarından geçen olaylardan haberdar olmadınız mı?Elçileri kendilerine delil ve mucizeler getirdiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp'Biz, dediler, sizinle gönderilen talimatları kabul etmiyoruz. Çünkü biz, bize yaptığınız dâvetin mahiyetinden derin bir kuşku içindeyiz” [7,65]'Eli ağzına götürmek” hayret, red veya tahkir ifadesi olmalıdır. Red ve alaylarını göstermek amacıyla ıslık çalmak için olabileceği gibi, susmaya dâvet için de yapmış – Peygamberleri onlara 'Hiç gökleri ve yeri yaratan yüce Yaratıcı hakkında şüphe edilebilir mi?O günahlarınızı affetmeye çağırıyor ve muayyen bir süreye kadar size müsaade ediyor, mühlet veriyor” 'Siz, dediler, bizim gibi bir beşerden başka bir şey bizi atalarımızın ibadet ettiği tanrılardan vazgeçirmek istiyorsunuz. O halde bize açık delil [11,3]11 – Resulleri onlara 'Evet, dediler, biz sizin gibi beşerden başka bir şey Allah peygamberlik nimetini kullarından dilediğine ihsan izni olmadıkça size mucize göstermemiz mümkün halde müminler yalnız Allah'a dayanıp – 'Biz neden Allah'a tevekkül etmeyelim ki gireceğimiz yolları bize O verdiğiniz her türlü eza ve sıkıntıya edenler yalnız Allah'a dayanıp – Kâfirler resullerine dediler ki 'Ya sizi yurdumuzdan kovarız yahut bizim dinimize de onlara vahyetti ki 'Elbette Biz o zalimleri imha edeceğizve onlardan sonra o ülkeye sizi bu, huzuruma çıkmaktan ve uyardığım azaptan çekinenler [7,88; 27,56; 17,76; 8,30]Bu âyet, Hz. Peygamber vatanından hicret edeceğine, fakat daha sonra kendisini çıkaranların yerine hakim olacağına işaret – Resuller Allah'tan yardım ve zafer istediler. Neticede her inatçı, zorba zalim hüsrana bununla bitmeyecek, ardından cehenneme kendisine kanlı irinli su içirilecek, yutmaya çalışacak ama boğazından her yandan ona geldiği halde yine de arkasından da pek şiddetli bir azap daha vardır. [37,171-173; 58,21; 21,105; 50,24-26; 22,21; 35,36; 55,43-44; 37,64-68]18 – Rab'lerini inkâr edenlerin durumu şudur Onların iyi işleri, bir kül yığınına bir günde rüzgar onu şiddetle savurmaktadır...Kazandıklarından hiç bir şeyi ellerinde tutamıyorlar. İşte asıl kayıp, asıl sapıklık budur! [25,23; 3,117]19-20 – Görüp anlamadın mı ki Allah gökleri ve yeri, hikmetle ve ciddà bir maksat için dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah'a göre bu, sözü edilecek bir şey değildir. [36,77-83; 47,38]Hitap görünüşte Hz. Peygamber gerçekte ise bütün – Bir de bakarsın kıyamet gününde hepsi toplanarak Allah'ın huzuruna büyüklük taslayanlara 'Biz, diyecekler, sizlere tâbi idik. Şimdi siz, bize fayda sağlayıp da Allah'ın azabından zerrece bir şey uzaklaştırabiliyor musunuz?”Büyüklük taslayanlar 'Ne yapalım? diyecekler, Allah bize yol gösterseydi biz de size bizler sabretsek de, sızlansak da sonuç Bizim için kaçıp sığınacağımız bir yer yok!” [34,31-33; 40,47-48; 7,38-39; 33,66-68]22 – Hesaplar görülüp iş tamamlanınca Şeytan onlara şöyle diyecek 'Allah size doğru vaadde bulundu. Ben de size bir şeyler vaad ettim, ama sözümden benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm ben sizi dâvet ettim, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni sizin daha önce beni Allah'a şerik yapmanızı da böyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır. [4,120; 59,16]Allah'ın hükmü herkes hakkında kesinleşip, cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girmeye hazırlandığı zaman Şeytan bu nutkunu irad – İman edip makbul ve güzel işler yapanlar, içlerinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirilecekler, Rablerinin izniyle orada devamlı karşılaştıklarında iyi dilek temennileri 'selam” olacaktır. [39,73; 13,23-24; 10,10]Selam güvenlik, esenlik, her türlü zarardan kurtulma, barış anlamlarına gelip en kapsamlı bir temenni olduğundan, kaynağını da Allah'ın es-Selam ism-i şerifinden aldığından dünyada müminlere bahşedilen bir İslâm nimeti olarak cennette de devam – Görmedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptıGüzel söz, kökü yerin Bedava MP3 Download, MP3 indir, Ücretsiz MP3, Dangerous MP3, Dangerous MP3 kelimeleriyle sitemize gelenler için uyarıdır. Sitemizde hiçbir MP3 bulunmamaktadır! Lütfen sanata ve sanatçıya saygı için korsan müziğe hayır! Internetten mp3 yüklemek yerine onların kaset ve cd'lerini alarak destek olalım. قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi ve a’lemu inallâhi mâ lâ ta’lemûnta’lemûne. kâle dedi innemâ ancak, sadece eşkû şikâyet ederim arz ederim bessî derin üzüntüm, kederim ve huznî ve hüznüm ilallâhi ilâ allâhi Allah'a ve a'lemu ve ben bilirim min allâhi Allah'tan mâ lâ ta'lemûne bilmediğiniz bir şey Abdulbaki Gölpınarlı Ben dedi, taşan derdimi, kederimi ancak Allah'a arzetmedeyim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum ben. Abdullah Parlıyan Ya'kub “Ben tasamı ve üzüntümü ancak Allah'a havale ederim. Çünkü ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri, Allah tarafından vahiy ile biliyorum” dedi. Adem Uğur Ya'kub Ben sadece gam ve kederimi Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri Allah tarafından vahiy ile biliyorum, dedi. Ahmed Hulusi Yakup dedi ki "Kederimi ve hüznümü ancak Allâh'a havale ediyorum. . . Allâh hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum. " Ahmet Tekin 'Ben gamımı, kederimi sadece Allah’a arzediyorum, şikâyet arzedilecek merci olarak sadece Allah’ı tanıyorum. Ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri, Allah tarafından gelen vahy ile biliyorum.' dedi. Ahmet Varol O da şöyle dedi 'Ben keder ve üzüntümü yalnız Allah'a açarım ve Allah katından sizin bilmediğinizi bilirim. Ali Bulaç Dedi ki "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum. Ben Allah'tan bir bilgi olarak sizin bilmediğinizi de biliyorum." Ali Fikri Yavuz O Yâkup dedi ki “- Ben, büyük kederimi ve hüznümü ancak Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah katından vahy ile, sizin bilemiyeceğiniz şeyleri de biliyorum. Ali Ünal Yakup, “Ben, bütün dertlerimi, keder ve hüznümü Allah’a arz ediyor, O’na şikâyette bulunuyorum. Hem, Allah’ın bana öğretip de bildiğim öyle şeyler var ki, siz onları bilmiyorsunuz.” diye cevap verdi. Bayraktar Bayraklı Yakûb, “Ben, sadece gam ve kederimi Allah'a arz ediyorum. Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından vahiy ile biliyorum” dedi. Bekir Sadak Yakup Ben uzuntu ve tasami yalniz Allah'a acarim. Allah katindan, sizin bilmediklerinizi bilirim» dedi. Celal Yıldırım O da, Ben keder ve üzüntümü ancak Allah'a şikâyet ederim. Ben, Allah'tan sizin bilmediğiniz çok şeyleri bilmekteyim» dedi. Cemal Külünkoğlu Yakup oğullarına dedi ki “Ben acımı ve ızdırabımı yalnız Allah'a arz ediyorum ve ben Allah'tan bir bilgi olarak sizin bilmediğinizi de biliyorum.” Diyanet İşleri eski Yakup 'Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından, sizin bilmediklerinizi bilirim' dedi. Diyanet Vakfi Ya'kub Ben gam ve kederimi sadece Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceğiniz şeyleri Allah tarafından vahiy ile biliyorum, dedi. Edip Yüksel “Ben kahrımı ve tasamı ancak ALLAH’a şikayet ederim, sizin bilmediğinizi ALLAH’tan biliyorum“ dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Ben, dedi, dolgunluğumu, huznümü ancak Allaha şikayet ederim ve Allahdan sizin bilemeyeceğiniz şeyler bilirim Erhan Aktaş “Gönlümden geçenleri ve kederimi yalnızca Allah’a arz ediyorum. Ve Allah’tan bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim.” dedi. Gültekin Onan Dedi ki "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Tanrı'ya şikayet ediyorum. Ben Tanrı'dan bir bilgi olarak sizin bilmediklerinizi de biliyorum." Hakkı Yılmaz 86,87 Yakûb dedi ki “Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allah'a şikâyet ediyorum. Ve ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Ey oğullarım! Gidin de Yûsuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın vereceği ferahlıktan ümit kesmeyin, kesinlikle kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler toplumundan başkası Allah'ın vereceği ferahlıktan ümit kesmez.” Harun Yıldırım Dedi ki “Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah’a şikayet ediyorum. Ben Allah’tan sizin bilmediğinizi de biliyorum.” Hasan Basri Çantay Ya'kub da Ben taşan kedirimi, mahzunluğumu yalınız Allaha şikâyet ediyorum. Ben Allah tarafından sizin bilmeyeceğiniz nice şeyleri de biliyorum» dedi. Hayrat Neşriyat Ya'kub dedi ki 'Ben gam ve kederimi ancak Allah’a şikâyet Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri biliyorum.' İbni Kesir Dedi ki Ben, üzüntümü ve kederimi yalnız Allah'a açarım. Ve ben, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum. İskender Evrenosoğlu Yâkub şöyle dedi “Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah'a arz ederim şikâyet ederim. Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah'tan Allah'ın bildirmesi ile bilirim." Kadri Çelik Yakup, “Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından, sizin bilemeyeceklerinizi bilirim” dedi. Mehmet Ali Eroğlu Üzüntümü, dolup taşan derdimi, kederimi yalnızca Allah'a arz etmekteyimdir. Sizin bilmediğiniz şeyleri Allah'tarafından verilen bilgi olarak bilmekteyimdir. Mehmet Okuyan 87 Ey yavrularım! Gidin de Yusuf ve kardeşinden haber almayı araştırın! Allah’ın merhametinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın merhametinden ümit kesmez.” Muhammed Celal Şems Yakub dedi ki “Ben kederim ve üzüntüm hakkında yalnız Allah’a feryat ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediklerinizi bilirim.” Muhammed Esed "Ben" dedi, "tasamı ve üzüntümü yalnızca Allah'a havale ediyorum; çünkü Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum ben. Mustafa Çevik 84-87 Sonra da Yakub üzüntüsünden bir kenara çekilip, “Vah Yusuf’um vah.” diye içini çekti ve evlatlarının üzüntüsünden gözlerine ak indi, etrafını göremez hale geldi, buna rağmen öfkesine hâkim olup, derdini içine gömdü. Onun bu halini gören oğulları babalarına “Baba sen Yusuf diye diye sonunda kendini tüketecek, yataklara düşüp ölüp gideceksin.” deyince, Yakub da onlara dedi ki “Ben derdimi, hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum ve Allah’ın lütfu ile sizlerin bilmediklerinizi biliyorum, evlatlarım, şimdi siz gidip Yusuf ve kardeşi ile ilgili araştırma yapıp bilgi toplayın, sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, unutmayın ki Allah’ın rahmetinden ancak müşrik ve kâfir olanlar ümitlerini keserler.” Mustafa İslamoğlu "Ben derdimi ve hüznümü sadece Allah'a arz ediyorum!" dedi ve ekledi "Üstelik Allah sayesinde, sizin bilmediklerinizi biliyorum! Ömer Nasuhi Bilmen Dedi ki Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah Teâlâ'ya arzederim, ve ben Allah Teâlâ'dan sizin bilmeyeceğiniz şeyi bilirim.» Ömer Öngüt Dedi ki “Ben üzüntümü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah tarafından, ben sizin bilmediklerinizi bilirim. ” Şaban Piriş -Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah’a açarım. Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi bilirim, dedi. Sadık Türkmen Dedi ki “Kahrımı ve hüznümü sadece Allah’a arzederim. Ben, Allah’tan bir bilgi ile sizin bilmediklerinizi bilirim! Seyyid Kutub Hz. Yakub, oğullarına dedi ki; Ben acımı ve ızdırabımı yalnız Allah'a şikayet ediyorum ve ben Allah hakkında sizin bilmediklerinizi biliyorum.» Suat Yıldırım "Ben" dedi, "sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum. Hem sizin bilemediğiniz birçok şeyi Allah tarafından vahiy yolu ile biliyorum." Süleyman Ateş "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a arz ederim ve Allâh tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim." dedi. Süleymaniye Vakfı Yakup dedi ki “Ben üzüntümü ve kederimi yalnız Allah’a açıyorum. Allah’ın bildirmesi sebebiyle sizin bilmediğiniz bir şeyi de biliyorum. Tefhim-ul Kuran Dedi ki Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikâyet ediyorum. Ben Allah'tan bir bilgi olarak sizin bilmediğinizi de biliyorum.» Ümit Şimşek Yakub 'Ben derdimi ve üzüntümü Allah'a şikâyet ediyorum,' dedi. 'Ve, Allah'ın lütfuyla, sizin bilmediğinizi biliyorum. Yaşar Nuri Öztürk Dedi ki "Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allah'a arz ederim. Ve Allah'ın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim." En üste taşıEn alta taşıBu yazarın mealini okumaya devam et Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz. Misafir Melek Forum Okuru 3 sümeyye g. Dua şudur arkadaşlar; Bismillahirrahmanirrahiym. Allahümme entel melikül hayyül kayyumül mübin. Ellezi la ilahe illa ente rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va'dike masteta'tü euzü bike min şerri ma sana'tü ebuü leke bi nı'metike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi fe innehu la yağfiruz zünube illa ente ya ğaffar. Sübhanellahi vel hamdü lillahi ve la ilahe illellahü vallahü ekberu ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil evvelü vel ahıru vez zahiru vel batınü ve hüve bi külli şey'in alim. Yuhyi ve yümitü ve hüve hayyüllezi la yemutü bi yedihil hayr. Ve hüve ala külli şey'in ya azıymel müazzameh. Sübhaneke ya kayyumel mükerram. Sübhaneke ya ya ya kadir. Sübhaneke ya ya alimes sirri vel ya baıse men fil cedalete vel müsmekat. Sübhaneke ya müsta'bede cemiy'ıl halaık. Sübhaneke ya mukaddiral vahd ves savafık. Sübhaneke ya men la tatraü aleyhil afat. Sübhaneke ya mükevvinel ezmineti vel evkat. Ala kadruke ve tealeyte amma yekulüz zalimune ulüvven kebira. Sübhaneke ya mu'tikar ya müsebbibel esbab. Sübhaneke ya hayyü ya kayyumüllezi la yemut. Sübhaneke ya ilahi ve ilahen nasut. Halaktena Rabbena bi yedike ve faddaltena ala kesirin min halkık. Fe lekel hamdü ven na'ma. Ve leket tavlü vel ala'. Tebarakte Rabbena ve tealeyte. Nestağfiruke ve netubü ileyke. Allahümme entel evvelü fe la şey'e kableke. Ve entel ahıru fe la şey'e ba'deke. Ve entez zahiru fe la şey'e yüşbihüke. Ve entel batinü fe la şey'e yerak. e entel vahıdü bi la kesir. Ve entel kadiru bi la vezir. Ve entel müdebbiru bi la malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşaü ve tuızzü men teşaü ve tüzillü men teşaü bi yedikel hayru inneke ala külli şey'in kadir. Tülicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyli ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayyi ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab. Sübhaneke ya menıhtecebe fil ula an cemiy'ıl vera. Sübhaneke ya men teradda bil vekari vel kibriya'. Sübhaneke ya malike cemiy'ıl eşya'. Sübhaneke ya men teazzeze bil kudrati vel ula. Ve ya men ya'lemü ma fid davahis seb'ı vel husna. Ve ya men ya'lemü ma yeteleclecü fis suduri vel ahşa'. Ve ya men şerrafel aruda alel müdüni vel kura. Sübhaneke ya men ya'lemü ma tahtel cebubi ves sera. Sübhaneke ya men teala ve letufe an en yüra tebarakte ve tealeyte la rabbe ğayruke ve la kahira sivak. Allahümme entel mün'ımül müfdılül mükıylüş şekur. Ve eşhedü enneke entellahüllezi la ilahe illa ente. Ente rabbi ve rabbü külli şey'in fatırus semavati vel erdı alimül ğaybi veş şehadetil aliyyül kebirul müteal. Taha ta sin mim tasin yasin ha mim ayn sin kaf. Meracel bahrayni yeltekıyani beynehüma berzehun la yebğıyan. Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyumü la te'huzühu sinetün ve la nevmün lehu ma fis semavati ve ma fil erdı men zenzellezi yeşfeu ındehu illa bi iznihi ya'lemü ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm ve la yühiytune bi şey'in min ılmihi illa bima şae vesia kürsiyühüs semavati vel erda ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym. Hamim hamim hamim hamim hamim hamim hamim . Hummel emru ve caen nasru fe aleyna la yünsarun. Ha mim. Tenzilül kitabi minellahil azizil alim. Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkabi zit tavli la ilahe illa hüve ileyhil ma yeşaü bi kudratihi ve yahkümü ma yürıdü bi ızzetıh. Ve la münazia fi ceberutihi ve la şerike lehu fi mülkih. Sübhanellahi ve bi hamdihi la kuvvete illa billah. Ma şaellahü kane ve ma lem yeşe'lem yekün. A'lemü ennellahe ala külli şey'in kadir. Ve ennellahe kad ehata bi külli şey'in ılma. Allahümme la taktülna bi ğadabike ve la tühliküna bi mesülatike ve afina kable zalik. Sübhanellahil melikil kuddus. Sübhanellahi zil mülki vel melekut. Sübhaneke zil ızzeti vel azameti vel heybeti vel kudrati vel kibriyae vel celali vel cemali vel kemali vel beka ves sültani vel ceberut. Sübhanel melikil hayyillezi la yenamü ve la yemutü ebeden bakıyen daimen sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi ver ruh. Allahümme allimna min ılmike ve fehhimna anke ve kallidna bi samsami nasrik. Allahümmec'alna leke şakiran ve leke zakiran ve leke rahiben ve leke mıtvaan ve leke muhbiten ve ileyke evvahen müniba. Allahümme tekabbel tevbetena vağsil havbetena ve seddid mekavilena veslül sehıymete sudurina. Ve ezhibid dahle vez zahle ver rane vel ıhnete min kulubina. Allahümme inna neuzü bike min cüdaıl füc'eti ve harkıl me'nuseti ve minel ilhadi vel ğırrati ve minel cemmi vel aneti ve minel ümuril mütammirat. Allahümmeksim lena min haşyetike ma tehulü bihi beynena ve beyne measıyk. Ve min taatike ma tüdhılüna ve tübelliğna bihi ila hazıyratil kuds. Ve minel yekıyni ma tühevvinü bihi aleyna müsıybatid dünya vel ahırah. Vahşürna mea hayril eşavid. Ve metı'na bi esmaına ve ebsarina ve kuvvetina ma ahyeytena. Ve mevvitna ala ahyeytena vec'alhül varise minna vec'al se'rana ala men zalemena vensurna ala men adena vağfir hatayana vekşif razayana. Veşfi merdana ve nevir cü'şena. Vakdı evtarana verham nacileyna ve la tec'alil acilete ekbera hemmina ve la mebleğa ılmina ve la tec'al müsıybetena fi dinina ve la tusellıt aleyna bi zünubina men la yerhamüna verzukna ve ente erhamür rahımiyn. Allahümme inna nes'elüke rahmeten min ındike tehdi biha ruana ve telümme biha şa'sena ve tecmeu biha şemlena. Ve teşfi biha meridana ve tüzekki biha a'malena ve evkatina ve tülhimüna biha ruşdena. Allahümme inna nes'elüke bi samedaniyyetike ve bi vahdaniyyetike ve bi ferdaniyyetike ve bi ızzetikel bahirati ve bi rahmetikel vasiati en tec'ale lena nuran fi mesamiına ve nuran fi a'yünina ve nuran fi ecdasina ve nuran fi kulubina ve nuran fi havassina ve nuran fi nesemina ve nuran min beyni eydina. Allahümme zidna ılmen ve nuran ve hılmen ve atina nı'meten zahiraten ve nı'meten batıneh. Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena. Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna. Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su'. Hasbünellahür rahıymü ındes sam. Hasbünellahür raufü ındel mes'eleti fil cedes. Hasbünellahül latiyfü ındel mizan. Hasbünellahül hakimü indel cenneti ven nar. Hasbünellahül kadiru indes sırat. Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym. Merhaben merhaben bis sabahı ve bil yevmil cedidi ve bil ibbani ve bil fitnetis seıydi ve bis safiri veş şehid. Üktüb lena ma nekulü bismillahil hamidil mecidir rafiy'ıl vedudil mühıytıl fa'ali fi halkıhi lima yürid. Ve hüve akrabü ileyhi min hablil verid. Asbahna billahi mü'minen ve bi likaihi müsaddikan ve bi huccetihi mu'terifen ve li sivellahi fil uluhiyyeti cahıden ve alellahi mütevekkilen nüşhidüllahe ve nüşhidü melaiketehu ve kütübehu ve enbiyaehu ve hamelete ve arşihi bi ennehu hüvallahüllezi la ilahe illa hüve vahdehu la şerike lehu ve neşhedü enne muhammeden abdühu ve rasulühu ve ennel cennete hakkun ven nara hakkun ve ennel havda hakkun ve enneş şefaate hakkun ve enne münkeran ve nekiran hakkun ve va'deke hakkun ve ennes saate atiyetün la raybe fiha ve ennellahe yeb'asü men fil kubur. Ala zalike nahya ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb'asü ğaden ve la nera azaben in şaellahü teala. Allahümme innena zalemna enfüsena fağfirlena evzaranel kebaira vel lememi fe innehu la yağfiruhüma illa ente. Vehdina li ahsenil ahlakı fe innehu la yehdi li ahseniha illa ente. Lebbeyke ve sa'deyke vel hayru küllühu bi yedeyke nestağfiruke ve netubü ileyke. Amenna allahümme bima erselte min rasul. Ve amenna allahümme bima enzelte min kitabin fe saddakna. Allahümmemle' evcühena minke hayaen ve kulubena minke hubura. Allahümmec'alna lühumen ve zalfen ve la tec'alna daninen ve aminen ve nemimen ve nefacen ve dahısa. Allahümme inna neuuzü bike minel hebrameti vel caveti ve minel utüvvi vel hatratihi vel hayluleti vel feyheci ver rat'ı vel atli ver rammai vel fitnetid dehmai vel meıyşetid danka'. Allahümmec'al evvele yevmina haza salaha. Ve evsetahü felahan ve ahırahu necaha. Allahümmec'al evvelehu rahmeten ve evsetahu zehadeten ve ahırahu tekrimeh. Allahümmerzukna minel ıyşi erğadehü ve minel umri es'adehu ve miner rizkı evseah. Allahümme'fü anna bi afvike vahlüm aleyna bi fadlik. Sübhanekallahümme ve bi hamdike la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik. Azze caruke ve celle senaüke ve la yühzemü cündüke ve la yuhlefü va'düke ve la ilahe ğayruk. Sübhaneke ma abednake hakka ıbadetike ya ma'bud. Sübhaneke ma arafnake hakka ma'rifetike ya ma'ruf. Sübhaneke ma zekernake hakka zikrike ya mezkur. Sübhaneke ma şekernake hakka zikrike ya mezkur. Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur. Allahümme evzı'na şükra ma en'amte bihi aleyna fe inneke entellahüllezirtefa'te an sıfetil cibilli sıfatü kudratik. Ve la dıdde şehdüke hıyne fetartel me'ruşe ve la nidde haczüke hıyne bera'tel hubat. Allahümme inna neuzü bike min cahmetin la tedma' ve min cenanin la yefza' ve min kalbin la yahşa' ve min avadil maun. Allahümme fehhimna esrarake ve elbisna melabise envarike ve ağmisna fi ramuzil letaifi ve efıd aleyna min avarifil mearif. Ya nural envari ya letıyfü ya settarü nes'elüke en tüsalliye ve tüsellime ala seyyidina muhammedin nibrasil enbiyai ve neyyiril evliyai ve izbirkanil asfiyai ve yuhıs sekaleyni ve dıyail hafikayn. Ve en terfea vücudena ila felekil ırfan. Ve tüsebbite şühudena fi mekamil ıhsan. Ya allahü ya nuru ya vasiu ya ğafur. Ya menis semaü bi emrihi mebniyyeh. Vel ğabraü bi kudratihi medhıyyeh. Veş şevahiku bi hıkmetihi mersiyyeh. Vel kamerani bi fadlike müdıy'eh. Nes'elüke bi ismikellezi terakraket minhül hunnesü vel ezheran. Ve tecelcelet minhül ananü hırzen manian ve nuran satıan yekadü senaberkıhi yezhebü bil ebsar. Yükallibüllahül leyle ven nehara inne fi zalike le ibraten li ülil ebsar. Ta sin mim. Ve neuzü billahil azıymi minel mearifi vel ıdameti vel mahzuri vel mümahaleti vel ğımar. Ve min keydil füccari ve min havadisil asrani ve min şerril ecürran. Ya hafiyzu ıhfazna. Ya veliyyü ya vali ya aliyyü ya ali ya men la ilahe illa hüve la ya'lemü ehadün keyfe hüve illa hüve ya allahü ya hayyü ya kayyumü ya hakku ya vahıdü ya ehadü ya samedü ya vehhabü ya fettahu ya muhyi ya mümitü ya kahharu ya selam. Selamün kavlen min rabbin seyekfikehümüllahü ve hüves semiy'ul alim. Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanür rahıym. Elmelikül kuddusüs selamül mü'minül müheyminül azizül cebbarul mütekebbirul halikul bariül musavvirul ğaffarul mübdiül müiydül berrul muhsır razzakul kadirul kabidul basitul hafidur rafiul müizzül müzillül mükıytüs sadikul bakır raufün nafiud darrul mühlikül mükaddimül müahhırul afüvvül muğnil müntekımüt tevvabüs semiy'ul alimül besıyr. Hasbünellahü ve nı'mel vekiyl. Nı'mel Mevla ve nı'men nasıyr. Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesıyr. Ya daimen bi la fenan ve ya kaimen bi la zeval. Ve ya müdebbiran bi la vezir. Sehhil leyna ve ala ebeveyna külle asir. Allahümme la mania lima a'tayte ve la mu'tıye lima mena'te ve la mübeddile lima hakemte. Ve la yenfeu zel ceddi minkel ceddü. Sübhaneke rabbiyel aliyyil azıymil hasibil hakemil adlir rakıybil bazihış şamihıl mücibil ğaniyyir raşidis saburil celilil bediın nuril muksitıl camiıl mu'tıl mani'. La ilahe illellahül vekilüş şehid. La ilahe illallahül metinül mecid. La ilahe illalahül vacidül vali. La ilahe illellahül macidil müteali. A'dedna li külli hevlin la ilahe illellah. Ve li külli rağsin elhamdü lillah. Ve li külli rahainiş şükrü lillah. Ve li külli u'cubetin sübhanellah. Ve li külli leznin hasbiyellah. Ve li külli ismin estağfirullah. Ve li külli şecvin ma şaellah. Ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah. Ve li külli taatin ve ma'sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah. Ve li külli musiybetin inna lillahi ve li külliş şecbin istaantü billah. Allahümme inna asbahna nüşhidüke ve nüşhidü melaiketike ve hamelete arşike ve enbiyaike ve cemiy'ı halkıke bi enneke entellahüllezi la ilahe illa ente vahdeke la şerike leke ve enne muhammeden sallellahü aleyhi ve selleme abdüke ve rasulüke ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym. Ya rahmaned dünya ve ya rahıymel ahırah. Fa'fü anna vağfir lena verhamna ente Mevlana ve ente hayrur rahımiyn. Bismillahiş şafi fi hüvellah. Bismillahi kafi hüvellah. Bismillahil müafi hüvellah. Bissmillahillezi la yedurru measmihi şey'ün fil erdı ve la fis semai ve hüves semiy'ul alim. Fallahü hayrun hafizan ve hüve erhamür rahımiyn. Vallahü min veraihim mühıytun bel hüve kur'anün mecidün fi levhin mahfuz. Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi küllü nefsin lemma aleyna hafız. Nı'mel hafizu Allah. Ya hafıyzu ıhfazna sümme enzele aleyküm min ba'dil ğammi emeneten nüasen yağşa taifeten minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahil ğayral hakkı zannel cahiliyyeti yekulune hel lena minel emri min şey'in kul innel emra küllehu lillahi yuhfune fi enfüsihim ma la yübdune leke yekulune lev kane lena minel emri şey'ün ma kutilna hahüna kul lev küntüm fi büyutiküm le berazelleziyne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim ve li yebteliyellahü ma fi suduriküm ve li yumahhısa ma fi kulubiküm vallahü alimün bi zatis sudur. Ellezine yekulune Rabbena innena amenna fağfir lena zünubena ve kına azaben nar. Essabirine ves sadikıyne vel kanitine vel münfikıyne vel müstağfirine bil eshar. Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül ılmi kaimem bil kıstı la ilahe illa hüvel azizül hakim. İnned dine indellahil İslam. Fe sübhanellahi hıyne tümsune ve hıyne tusbihun. Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyen ve hıyne tuzhirun. Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba'de mevtiha ve kezalike tuhracun. İnni tevekkeltü alellahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızun binasıyetiha inne rabbi ala sıratın müstekıym. Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve le nasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil mütevekkilun. Kul len yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve Mevlana ve alellahi fel yetefekkelil mü'minun. Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya'lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabin keeyyin min dabbetin la tahmilu rizkaha allahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semiy'ul alim. Ma yeftehıllahü lin nasi min rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu min ba'dihi ve hüvel azizül hakiym. Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellahü kul eferaeytüm ma ted'une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetihi kul hasbiyellahü aleyhi yetevekkelül mütevekkilun. Ve ma cealehüllahü illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bihi ve men nasru illa min ındillahil azizil hakim. Kef ha ya ayn sad ha mim ayn sin kaf. İkfina verhamna hüvellahül kadirul kahiruz zahirul batınül fatırul latıyfül habiru kavlühül mülkü yevme yünfehu fis suri alimül ğaybi veş şehadeti ve hüvel hakimül habir. Ya hannanü ya mennanü ya bediy'as semavati vel erdı ya hayyü ya kayyumü ya zel celali vel ikram. Nes'elüke bi ızametil lahutiyyeti en tenkule tıbaana min tıbaıl beşeriyyeh. Ve en terfea mühecena mea melaiketikel ulviyyeh. Ya muhavvilel havli vel ahvali havil halena ila ahsenil hal. Sübhanekellahümme ve bi hamdik. Eşhedü en la ilahe illa ente. Estağfiruke ve etubu ileyke. Allahümme salli ala seyyidina muhammedinis sabikı ilel enami nurühu rahmetün lil alemine zuhuruh. Adede men meda minel beriyyeti ve men bekıye ve men seıde minhüm ve men şekıye salaten testağrikul adde ve tühıytu bil hadd. Salaten la ğayete leha ve lentiha'. Ve la emede leha ve lenkıda'. Salatekelleti salleyte biha aleyh. Salaten daimeten bi devamik. Ve ala alihi ve sahbihi ve ıtratihi misle zalik. Sübhaneke rabbike rabbil ızzeti amma yesıfune ve selamün alel mürselin. Vel hamdü lillahi rabbil alemiyn. Bu virdi her gün 3 veya 5 7 kere okumayi ehimmiyetle tavsiye duayi hergün okumayi vird edinen kişi kısa zamanda her türlü kötü bozuksa işleri çok az zamanda kadar borcu varsa bile kısa zamanda Cenabi Hakkın izni ile yeni kapilar açilarak borcunu bile çabucak şifaya nail okursa harpisten memus okursa işinde terekki talebe imtihanda muvaffak olmak için en az bir hafta günde 7 kere okuyp Cenabı Hakktan yardım isterse imtihanda muvaffak türlü kaza bela tedavisi zor hastaliklardan muhafaza uzun olur hayati rahat dua Cenabbi Hakkin kullarina ve Fahri kainat efendimizin de ümmetine bir hediyesidir. BismillahirrahmanirrahimAllahüme Ya Settâru Ya SettarYa Azizü Ya GaffarYa Celilü Ya CebbârYa mukallibel kulubi ve’l ebsârVe ya müdebbira’l Leyli ve’n NeharHallisna dk azâbi’l kabri ven narIlahi üstür uyûbenâVağfir zünûbenâVe nevvir kubûranave tahhir kulûbenaVe’şrah sudûranaVe keffir anna seyyiatinaVe teveffena mea’l ebrârVahşürna yemek ahyârSübhâneke ma abednâkeHakka ibadetike Ya Ma’budSübhâneke ma arafnâkeHakka ma’rifetike Ya Ma’rufuSübhâneke ma zekernâkehakka zikrike Ya MezkûrSübhâneke ma şekernâkeHakka şükrike Ya MeşkûrFadlen minallâhive rahmeten Şükran minellâhive nı’meten li’llâhi’l hamdü vel minnetüElhamdülillahi ala’t taati veteriner tevfîkıVe nestağfir’ullahe’l Azime min külli zenbin amedin ve sehvin ve hatâin ve nisyanin ve noksanin ve taksîrinAllahümme lekel hamdü Hamden yüvafi niameke ve yükâfi mezideke nahmedüke iki cemîı mehamidike ma alimna minha ve ma lem na’lem ve neşkuruke alâcemîi niamike mâ alimnâ minha ve ma lem na’lemVe ala külli halin ya mühavvilel hali havvil halena ila ahsenil halA’dadtü li küllin hevlin La İlahe illallâhüVe li külli nı’metin elhamdü LillahVe li külli rahâin’i Şükrü lillahiVe li külli u’cubetin sübhanellahVe li külli zenbin estağfirullahVe li külli müsîbetin inna LillahVe li külli dikin hasbiyellahüVe li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alellahVe li külli tâatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa BillahVe li külli hemmin ve gammin maşaellahüyağlibellâhe şey’ün len galibün ve hüve ala külli şey’in hasbiyellahü ve kefâSemiallâhü li men deaLa ğayete lehû fil âhirati ya ulaLa İlahe illallâhü vahdehu la şerîke leh Lehül mülkü ve lehü’l hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün la yemutü ebeden dâimen sameden bakıyen iki yedihi’l hayr ve hüve ala külli şey’in kadir, ve ileyhil masîrLa uhsî senâen aleyke ente KEMA esneyte ala nefsike azze ve celle câruke ve senâüke La İlahe gayruk .Errahmânü âle’l arşi’stevalehu mâ fi’s semavati ve mâ Fi’l ardı ve ma beynehüma ve mâ tahte’s seratecher içinde ve bi’l kavli fe innehû sirra ve ahfa ya’lemüsAllahü la ilahe illa hüve lehül Esmaul Husna fed’uhü Biha Sadekallâhül azimHüve’llâhüllezi la ilahe illa hüve’r rahmanü’r rahimEl Melik, el Kuddusü, Es-Selâmüel Mü’minü, elmüheyminü, el Azîzüel Cebbaru, el Mütekebbiruel Hallaku, el Bari’ü, el-Müsavviruel Ğaffaru, el Kahharu, el Vehhabüel Razzaku, el Fettahu, el Alimuel Kabidu, el Basitu, elHafiduer Rafiu, el Müızzü, el Müzillües Semî’u, el Basîruel Hakemü, el Adlü, el Latîfü, el Habîru,el Halimü, el Azîmü, el Ğafuru eş Şekuru,el Aliyyü, el Kebiru,el Hafîzu, el Mükîtü,el Hasibü, el Celilü,el Kerimü er Rakîbü,el Mücîbü, el Vasiu,el Hakimu, el Vedûdü,el Mecidu, el Bâısü,Eş Şehidü, el Hakku,el Vekilü, el Kaviyyü,el Metinü, el Veliyyü,el Hamidü, el Muhsî,el Mübdiü, el Müîdü,el Muhyî, el Mümitü,el Hayyü, el Kayyumü,el Vacidü, el Macidü,el Vahıdü, el Ehadü,es Samedü, el Kadiru,el Muktediru, el Mütaddimü,el Mü’ahhıru, el Evvelü, el Ahıru,ez Zahiru, el Batinu,el Vali, el Müteali,el Birrü, et Tevvabü,el Müntekîmü, el Afüvvü, er Raûfü, Malikül mulki zul Celali vel ikrâmi,el Müksitu, el Camiu,el Ğaniyyü, el Muğni,el Maniu, en Nâfiu, en Nuru, Darru edEl Hadi, el Bediu,El Baki, el Varisüer Raşidu Sabur esEllezi tekaddeset anil eşbâhi zatühûVe tenezzehetbir müşabehetil emsali sıfatühuve şehidet bi rububiyyetihi ayatühûVe dellet ala vahdaniyyetihi masnuâ tühûVahidün la dk kılletinVe mevcudün la dk ılletinbil Cudi ma’rufunVe bil ıhsani mevsufünMa’rufün bi la ğayetinve mevsufün bi la nihayetinEvvelü kadimünbi Lâ ibtidainVe ahırun kerimün mükîmünbi Lâ intihainVe ğafera zünubel müznibine keramenve hılmen ve Fadlan lutfen veEllezi Lem yelid ve lem yuledve lem yekün lehu küfüven ehadLeyse ke mislihi şey’ünve hüves semi’ul besirNı’mel Mevla ve nı’men nasirĞufraneke Rabbenâ ve ileykel MesirVe hasbünallahü vahdehüve nı’mel VekilVe la havle ve la kuvveteilla billâhil aliyyil azimYef’alüllahü ma yeşaü bi kudratihiVe yahkümü ma yüridü bi ızzetihEla lehül halku vel emrtebarakellahü rabbül aleminVe neşhedü en la ilahe illallahü vahdehu la şerike lehu ilahen adilen cebbaranVe meliken kadiran kahharanLi’z zünubi ğaffaranVe li’l uyubi settaranVe neşhedü Enne muhammeden abdühü’l Mustafa ve rasulühül müctebâve eminühü’l muktedâşemsüd duhabedru’d DucaNurul verasahıbü kabe kavseyni ev ednarasulüs sekaleynve nebiyyül harameynive imamül kıbleteynive ceddüs sibtaynive şefî’u erkek darayni fidve zeynü’l meşrikayn ve’l mağribeyn ve sâhibü’l cum’ati ve’l îdeynirasulen,, medeniyyen, mekkiyyen, kuraşiyyen ebtahıyyen, haşimiyyenkerrubiyyen, Ruhan ruhaniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben, dürriyyen, şemsen müdî’en, kameran, kameriyen Nuran, nuraniyyen,beşiran, neziran,sirâcen müniran,sallallahu teâlâ aleyhi ve ala alihive ashabihi ve ezvacihi ve evladihive hulefaihir raşidinel mürşidinel mehdiyyine dk ba’dihihususan minhüm ale’ş şeyhi’şşefikı katili’z zındîkVe Fi’l ğarir REFİKEl mülakkabi bil atîk’ıl imâmüalet tahkîkEmiri’l mü’minineEbi Bekri’nis Sıddık radiyellahü Teâlâ anhüSumme’s selâmü mine’l melikil vehhâbi ila emiri’l evvâbZeynil ashâb mücaviri’l Mescidiya da mihrapEnnâtıkı bi’s savabElmezkuru Fi’l KitabEmirul mü’minineÖmer’abnil Hattab radıyallahü teâlâ anhSumme’s selâmü mine’l melikil Mennanila emiril EmanHabîbi’r rahman câmiı’l Kur’ansahıbil hayâi ya da iman eş’şehidi ala’l furkanEmiri’l mü’mininineOsmanibni Affan radıyallahü teâlâ anhSumme’s selâmüMinel melikil veliyyi ila emiri’l vasıyyİbn-i ammi’n nebiyygaliı babi’l Hayberîzevci fatımet’iz Zehravarisi ulûmün nebiyyEmiril mü’mininAliyyi’r radıyyi’s sehıyyi’l vefiyyi radiyallahü anhVe kerremallâhü VecheSümmes selâmüâle’l imameyni’l hümameyni’sseîdeyni’ş şehideyni’lmazlumeyni’l maktuleyniEş şemseyni’l kamerayni’lbedrayni’l habibeyni’n nesîbeynibi’l kadâi er râdıyeyniVe ale’l belâi’s sabirayniemiral mü’minînEbi Muhammede’nil Hasenive Ebi Abdullahi’l HüseyniRadıyellahü anhümaVe ala ammeyni’l kerimeyni’ş şücaayni’l müazzameyni’l muhterameyniHamzete ve’l AbbasiVe ala cemîıl mühacirineve’l Ensari ve’t tabiîne’l ahyâri ve’l ebrârirıdvanüllahi teâlâ aleyhimve aleyna ecmeîn Ve sellim teslimenve azzeme ta’zîmen ebeden dâimenHamden kesîran kesîranila yevmil haşri vel kararAllahümme zeyyinzavahiranâ bi hidmetikeve bevatinenâ bi ma’rifetikeVe kulubünâ bi mehabbetikeve ervahana bi müâvenetikeVe esraranâ bi müşahedetikeAllahümmec’al fî kalbi nuranve fi sem’i nuranVe fi besarî Nuran ve bir Yemini Nuran bir şimâlî Nuran veve fevkî Nuran ve tähti nuranve emâmi Nuran ve halfi nuranVec’alnî nuran bi rahmetike ya erhamer rahımînVe’l hamdülillâhi rabbi’l aleminve’stecib duâena aminveşfi merdâna aminverham mevtanâ aminLa ilahe illallâhü Muhammedün rasulüllillâhi hakan ve sıdkaVe salli ala külli nebiyyin ve melekin estağfirullâhe estağfirullah estağfirullahmin cemâı mâ kerihellahkavlen ve fi’len ve amelen ve Hatıran ve nazıran ve etubü ileyhSübhânellah 33 defaElhamdulillah 33 defaAllahu Ekber 33 defaVelhamdü lillâhi Hamden kesiraFe sübhanellahi bükraten ve EsilaVe teâlellahümeliken cebbarankahharan settaranSultânen ma’buden kadimen kadiraLa havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azimYa vağfir lena zünubena kerimü Va’fü annaYa rahmanü ya rahîmüAmin Bu virdi her gün üç, beş, yedi kere okuyan kimse kısa zamanda her türlü dertten kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Müşterisi artar. Kazancı bereketli ve bol olur. Evlenmek isteyen bir bekarsa evlenir. Dağlar gibi borcu olsa kısa zamanda borcunu ödeyecek sebepler bulur. Hastaysa iyileşir, şifa bulur. Maddi ya da manevi bir hastalığı olan kimseye, bir sara hastasına üç ya da yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse Allah’ın izniyle o hasta sıhhatine kavuşur. Haksız yere hapse giren bir kimse okusa özgürlüğüne kavuşur. Bir öğrenci sınavında başarılı olmak için en az bir hafta günde 7 defa okuyup Allah CC’tan yardım istese sınavda muvaffak olur. Her gün üç kez okumayı adet edinen kimse maddi, manevi her türlü kaza ve belalardan korunur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun, hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bismillahirrahmanirrahiym* Ya settaru ya settar* ya azizü ya ğaffar* ya celilü ya cebbaru ya mukallibel kulube vel ebsar* Ve ya müdebbiral leyli ven nehar* Hallısna min azabil kabri ven nar* İlahi üstür’uyubena* Vağfir zünubena* Ve nevvir kuburana ve tahhir kulubena* Veşrah sudurana* Ve keffir anna seyyiatina* Ve teveffena meal ebrar* Vahşürna meal ahyar* Sübhaneke ma arafnake hakka ma’rifetike ya ma’rufu sübhaneke ma abednake hakka ibadetike ya ma’bud* Sübhaneke ma zekerna hakka zikrike ya mezkur* Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur* Fadlen minallahi ve rahmeten şükran minellahi ve nı’meten lillahil hamdü vel minneh* Elhamdü lillahi alat taati vet tevfiykı ve nestağfirullahe min külli zenbin eznebnahü amedin ve sehvin ve hatain ve nisyanin ve nuksanin ve taksıyr* Allahümme lekel hamdü hamden yüvafi niamike ve yükafi mezideke nahmidüke bi cemiı mehamidike ma alimna minha ve ma lem na’lem ve ala külli halin ya mühavvilel hali havvil halena ila ahsenil hal* A’dadtü li küllin hevlin la ilahe illellahü ve li külli nı’metin elhamdü lillah* Ve li külli rahain eşküru lillahi ve li külli u’cubetin sübhanellah* Ve li külli zenbin estağfirullah* Ve li külli müsıybetin innellah* Ve li külli daykın hasbiyellahü ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah* Ve li külli taatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah* Ve li külli hemmin ve ğammin maşaellahü len yağlibellahe şey’ün ve hüve ğalibün ala külli şey’in hasbiyellahü ve kefa* Semiallahü li men dea* La ğayete lehu fil ahırati vel ula la ilahe illellahü vahdehu la şeriyke leh* Lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyün la yemutü ebeden daimen sameden bakıyen bi yedihil hayr ve hüve ala külli şey’in kadir* Ve ileyhil masıyr* Allahümme la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala zatike* Azze caruke ve celle senaüke ve la ilahe ğayruk* Errahmanü alel arşisteva lehu ma fis semavati ve ma fil erdı ve ma beynehüma ve ma tahtes sera ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemüs sirra ve ahfa* Allahü la ilahe illa hüve lehül esmaül hüsna fed’uhü biha* Sadekallahül azıym* Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanü celle celalühür rahiym* El- Melikül kuddusü es-Selamü el-Mü’minü el-Müheyminü el-Aziyzü el-Cebbaru el-Mütekebbiru el-Hallaku el-Bari’ü el-Müsavviru el-Ğaffaru el-Kahharu el-Vehhabü el-Razzaku el-Fettahu el-Alimu el-Kabidu el-Basitu el-Hafidu er-Rafiu el-Müızzü el-Müzillü es-Semiy’u el-Basiyru el-Hakemü el-Adlü el-Latiyfü el-Habiyru el-Halimü el-Aziymü el-Ğafuru eş-Şekuru el-Aliyyü el-Kebiru el-Hafiyzu el-Mükiytü el-Hasibü el-Celilü el-Kerimü er-Rakıybü el-Müciybü el-Vasiu el-Hakimu el-Vedudü el-Mecidu el-Baısü eş-Şehidü el-Hakku el-Vekilü el-Kaviyyü el-Metinü el-Veliyyü el-Hamidü el-Muhsıy el-Mübdiü el-Müıydü el-Muhyi el-Mümitü el-Hayyü el-Kayyumü el-Vacidü el-Macidü el-Vahıdü el-Ehadü es-Samedü el-Kadiru el-Muktediru el-Mükaddimü el-Mü’ahhıru el-Evvelü el-Ahıru ez-Zahiru el-Batinu el-Vali el-Müteali el-Birrü et-Tevvabü el-Müntekıymü el-Afüvvü er-Raufü malikül mülki zül celali vel ikrami el-Müksitu el-Camiu el-Ğaniyyü el-Muğni el-Maniu ed-Darru en-Nafiu en-Nuru el-Hadi el-Bediu el-Bakıy el-Varisü er-Raşidu es-Sabur* Ellezi tekaddeset anil eşbahi zatüh* Ve tenezzehet an müşabehetil emsali sıfatühu ve şehidet bi rububiyyetihi ayatüh* Ve dellet ala vahdaniyyetihi masnuatüh* Vahidün la min kılleh* Mevcudün la min ılletin bil cudi ma’ruf* Ve bil ıhsani mevsuf* Ma’rufün bi la ğayetin ve mevsufün bi la nihayeh* Evvelü kadimün bi la ibtida* Ve ahırun kerimün mükiymün bi la intiha* Ve ğafera zünubel müznibine keramen ve hılmen ve lutfen ve fadla* Ellezi lem yelid ve lem yuled ve lem yekün lehu küfüven ehad* Leyse ke mislihi şey’ün ve hüves semi’ul besıyr* Nı’mel Mevla ve nı’men nasıyr* Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesıyr* Ve hasbünallahü vahdehü ve nı’mel vekil* Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym* Yef’alüllahü ma yeşaü bi kudratih* Ve yahkümü ma yüridü bi ızzetih* E la lehül halku vel emru tebarakellahü rabbül alemiyn* Ve neşhedü en la ilahe illallahü vahdehu la şerike lehu ilahen adilen cebbara* Ve meliken kadiran kahhara* Liz zünubi ğaffara* Ve lil uyubi settara* Ve neşhedü enne seyyidena muhammeden abdühül Mustafa sallellahü aleyhi ve sellem* Ve rasulühül mücteba ve eminühül mukteda şemsüd duha bedrud düca nurul vera sahıbü kabe kavseyni ev edna rasulüs sekaleyn* Ve nebiyyül harameyni ve imamil kıbleteyni ve ceddüs sibtayni ve şefiy’u men fid darayni rasulen mekkiyyen medeniyyen haşimiyyen kuraşiyyen ebtahıyyen kerubiyyen ruhıyyen ruhaniyyen tekıyyen nekıyyen nebiyyen kevkeben dürriyyen şemsiyyen müdıy’en kameran nuran nuraniyyen beşiran neziran siracen müniran sallellahü teala aleyhi ve alihi ve evladihi ve ezvacihi ve ashabihi ve etbaıhi ve hulefaihir raşidinel mürşidinel mehdiyyine min ba’dihi hususan minhüm aleş şeyhış şefikı katiliz zındıyk* Ve fil ğarir refıyk* El mülakkabi bil atıykıl imamü alet tahkıyk* Emirul mü’minine ebi bekrinis sıddıyk radiyellahü anh* Sümmes selamü minel melikil vehhabi ila emiril evvab* Zeynil ashab* Mücaviril mescidi vel mıhrab* Ennatıku bis savab* Elmezkuru fil kitab* Emirul mü’minine umerubnil hattab* Radıyellahü anh* Sümmes selamü minel melikil mennan* İla emiril eman* Habibir rahman* Camiıl kur’an* Sahıbil hayai vel iman* Eşşehidi fi hali tilavetil kur’an* Emiril mü’mininine usmanibni affan* Sümmes selamü minel melikil veliyyi ila emiril vesıyy* İbni ammin nebiyy* Kaliı babil hayberiyyi zevci fatımetez Zehra* Varisi ulumün nebiyy* Emiril mü’minin* Aliyyir radıyyis sehıyyil vefiyy* Radiyellahü anh* Sümmes selamü alel imameynil hümameyn* Es seıydeyniş şehideynil mazlumeynil maktuleyn* Eş şemseynil kameraynil bedraynil habibeynin nesibeyn* Bil kadair radıyeyn* Ve alel belais sabirayni emiral mü’minin* Ebi muhammedil hasen ve ebi abdullahil huseyn* Radıyellahü anhüma* Ve ala ammeynil kerimeyniş şecaaynil müazzameynil muhterameyn* Hamzete vel abbas* Ve ala cemiıl mühacirine vel ensar* Vet tabiıynel ahyari vel ebrari rıdvanüllahi teala aleyhim ecmeıyn* Ve sellim teslimen ve azzım ta’zıyma* Ebeden daimen hamden kesiran kesiran ila yevmil haşri vel karar* Allahümme zeyyin zavahirana bi hıdmetike ve bevatinena bi ma’rifetike* Ve kulubüna bi mehabbetike* ve ervahana bi müavenetike* Ve esrarana bi müşahedetik* Allahümmec’al fi kalbi nuran ve fi sem’i nura* Ve fi besari nura* Ve an yemini nura* Ve an şimali nura* Ve fevkıy nura* Ve tahti nura* Ve emami nuran ve halfi nura* Vec’alni nuran bi rahmetike ya erhamer rahımiyn* Allahümmestecib duaenaamin veşfi merdanaamin verham mevtana amin* La ilahe illellahü la ilahe illlellahü la ilahe illallah muhammedün rasulüllillahi hakan ve sıdka Ve salli ala külli nebiyyin ve melekin estağfirullahe estağfirullahe estağfirullah* Min cemiı ma kerihellahü kavlen ve fi’len ve amelen ve havatıran ve nazıran ve etubü ileyh* Sübhanellahi33 defa Elhamdü lillahi33 defa Allahuekber33 defa Velhamdü lillahi hamden kesira* Fe sübhanellahi ve bi hamdihi bükraten ve esıyla* Ve tealellahü meliken cebbaran kahhara* Ve ğaffaran settara* Sültanen ma’buden kadimen kadira* La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym* Va’fü anna ya kerimü vağfir lena zünubena ya rahmanü ya rahıymü amin* Yıldız Yükseltme, Kısmet açma, Evlilik, İkili ilişkilerle İlgili Sorunlar, Hacet Çalışmaları, Doğum Kodunuza ve Burcunuza göre Esma Çalışması, Açık günler ve her türlü spiritüel danışmanlık ilgili çalışmalarımız için iletişim lenayla

yef alüllahü ma yeşaü hangi ayet