yaşar kemal in çukurovalı kahraman

Faire Des Rencontres Sur Internet Gratuitement. YAZI DİZİSİ - 1. BÖLÜMİnce Memed; Nobel ödüllü yazarımız Yaşar Kemal’in toplam 32 yılda tamamlanmış 4 kitaptan oluşan seri romanının adıdır. Türk Edebiyatının şaheserlerinden biridir bu eser. Yaşar Kemal, romandaki kahramanın hayali bir karakter olduğunu ifade etmektedir lakin hayatının son yıllarında özel bir görüşmede, hayali bir karakter olmadığını Afyonkarahisar’da yaşamış gerçek bir kahraman olduğunu ifade etmektedir. İnce Memed ile ilgili yapılan araştırmalar ve bizim yaptığımız çalışmalarda, İnce Memed’in Afyonkarahisar’da yıllarca yaşamış olduğu ortaya ile ilgili Sinada Yayınevi yayınlarından çıkmış olan; Kasap Osman Destanı ve İnce Memed Gerçeği Eylül 2019 adlı tarihi romanımızı Memed araştırmalarımıza göre 1872-1877 yılları arasında doğmuştur. Konar göçer yörüklerden Saçıkaralı aşiretinden Gülceğiz Ramazan'ın oğludur romanda İbrahim diye geçmektedir. Anne tarafı Çukurovalı Avşar Türklerindendir. Saçıkaralı aşireti; kışın Aydın ve Antalya taraflarında, yazınsa Afyonkarahisar'ın Sultandağları ile Antalya, Konya, Isparta sınırlarının kesiştiği yerde bulunan Anamas yaylalarında yazlamaktaydı. Konar göçerliğin yanı sıra 1900'lü yıllardan sonra bazı yörükler köylerden toprak satın almaya giriştiler. İnce Memed'in babası Gülceğiz Ramazan'da Afyon'un Çay ilçesine bağlı Göçen şimdiki adı Çayırözü köyünden de iki yüz dönüm kadar tarla satın aldı. İnce Mehmet'in dayıları da bu köyümüzden tarla satın aldı. Doğal ki, İnce Memed ailesi ve dayılarıyla birlikte bu köyümüzde yaşamaya başladı. İnce Memed kendi aşiretinden Sultan adında bir kadınla evli. Ancak o günlerin koşulları içinde tarla satın aldığı Geneli köyünde de Senem adında bir başka kadınla da evleniyor. Geneli köyündeki yerleşik halkın önde gelenlerinden Buhurculardan bazıları bu evliliği hoş karşılamıyor. Özünde kendi yerleştikleri köydeki varlığın paylaşılmaması sebebine dayanıyor. Senem'in bir başka aşiretten kişiye varması da onları rahatsız ediyor. Bu nedenlerle dolaylı yoldan bazı girişimlerde bulunuyorlar. Bunlardan birisi Buhurcular'ın hizmetinde bulunan hizmetkarların İnce Memed'lerin otluk olarak ayırdıkları yerlere hayvan sürmeleri ve otları yedirmeleri oluyor. Birkaç olaydan sonra iş silahlı çatışmaya kadar varıyor. Olaylar bundan sonra gelişiyor ve bir daha da o zaman için konar göçer bir aşiret, Avşar. O yöreye ve Ege'ye İran'dan döl devesi getirdikleri için Buhurcular olarak biliniyor. Bilindiği gibi döl devesine "Buhur" denir. Birinci Dünya savaşı Anadolu'yu kasıp kavurmuş. Çeşitli cephelerde yüzbinlerce insan ölmüş. Savaşların yorgunluğu insanları perişan etmiş. Devlet var yok gibi. Birinci Dünya Savaşı sonunda Türkiye'nin birçok yerini düşman işgal etmiş. Bu ortamda kimin kime gücü yetiyorsa, isteyen istediğini yapıyor. Bir yerde aşiretler kendi kendilerini savunmak durumunda. Kurtuluş Savaşı hazırlığının sürdürüldüğü bu ortamda bazı efeler Kuvay -ı Milliye'ye sıralarda Dinar çevresinde 50-60 atlı ile büyük bir güç olan eşkıya Koca Mustafa ve adamları var. Afyonkarahisar, Denizli Isparta, Burdur ve Uşak taraflarında dolaşıyorlar ve etkin bir güçleri bulunmakta. Koca Mustafa gerek ileriyi göremediğinden, gerekse güvenemediğinden Kuvay-ı Milliye'ye katılmıyor. O yörelerde eşkiyalığa devam etme kararı veriyor. İnce Memed'le bu tarla ve Senem sorunundan silahlı çatışmaya kadar varan sürtüşmeye giren Buhurcular ise Koca İbrahim'in başkanlığında 15 kişiyle Demirci Mehmet Efe'ye katılıyor. Gülceğiz Ramazan; yani İnce Memed'in babası halim selim , silahlı işlerden hoşlanmayan bir kişi. Buhurcular'la silahlı çatışmaya girdi diye oğluna kızıyor bile. Bundan dolayı oğlu milli kuvvetlere katılırsa aşiret yalnız kalır ve eziyet görür diye oğlunu askere göndermez. Bu işlere nasıl başladıysa öyle bitirmesini, kendilerini yalnız bırakmamasını çetelere katılan Buhurcular ise zaman zaman Dinar çevresine gelerek, bu kuvvetlere katılmaktan dolayı biraz da güçlenmenin verdiği şımarıklıklarla İnce Memed'lere baskınlar yapmaktadır. İnce Memed de 4-5 kişiyle dağdadır ve uzaktan aşiretini kollamakta , korumaktadır. Yörede Buhurcular'ın obayı basacağı haberi dolaşmaktadır. Bu söylentilere dayanarak İnce Memed babasından Buhurcular'a baskın yapmak için izin ister ama bir türlü bu izni koparamaz. Gülceğiz Ramazan Buhurcular'ın kendilerine, obaya baskın yapacağına ihtimal EDECEK...Kaynak1 GERÇEK KİMLİĞİ İLE İNCE MEHMET VE ÇUKUROVA-Saffet UYSAL TRT Antalya Radyosu’nda Yapımcı2 Kasap Osman Destanı ve İnce Memed Gerçeği- Lokman ÖZKUL 2019-Sinada YayınlarıLokman ÖZKULEğitimci-Yazar[email protected] “Hıristo o aylarda aldığı arabayla deniz kıyısına gidip geliyordu, Deniz kıyısında bir çardak yaptırmıştı, çardak da ev gibiydi. Orada oturup boyuna Anadolu’ya bakıyordu. Üç ay geçtikten sonra başta Adem, yanında hocalar ve öğrenciler geldiler. Adem dedi ki, “Çok uğraştık seni alıp götürmeye geldik.” Sağ olun ben burada rahatım. Arada sırada beni görmeye gelin.” Onlarda döndüler. Çok üzüntülüydüler. Ölünceye kadar denizin kıyısında, her gün değilse de sık sık, Anadolu’yu seyrediyordu…” Sabahattin Ali “İstek” adlı şiirini “Görünmez kollar boynumda. Yarin hayali koynumda. Sıcak bir kurşun beynimde. Bir ağaç dibinde yatsam.” diye bitirdi. Dediği gibi de Türkiye-Bulgaristan sınırında, bir ağaç dibinde beynine sopayla vurula öldürüldü. Orhan Veli, İntihar adlı şiirinde “Kimse duymadan ölmeliyim. Ağzımın kenarında. Bir parça kan bulunmalı.” diye yazdığı gibi, bir kaza sonucu Ankara’da belediye çukuruna düşüp sonra evinde sessiz sedasız ölüverdi. Bu toprakların sırrı mıdır bilinmez ama, bu toprakların ozanları ölümlerini yazmıştır. Yaşar Kemal de öyle… 2012’de yayınlanan son romanı Ege’de geçen Bir Ada Hikayesi adlı dörtlemesinin Çıplak Ada Çıplak Deniz’ini girişteki bölümle bitirmişti. Bu romanın değerlendirmesini yazdığımda, o yaşında bile kendiyle ilgili çıkan her habere duyduğu merakla bunları medya şirketine takip ettiren ustaya, onda ne gördüğümü belli etmek istememiştim. Çünkü romanın son satırları, 89 yaşındaki yazarın veda cümlelerine benziyordu. Belli ki mübadele denen bu toprakların gördüğü en büyük ve en çabuk unutulan acıda Anadolu’dan edilmiş milyondan fazla Rum’dan biri olan Hıristo nasıl ki en sonunda dönme teklifini kabul etmiyorsa, Yaşar Kemal de vakit geldiğinde “Kal” değişimize “İstemem” diyecek, ama onun gibi bir kıyıdan Anadolu’yu gözlemeye devam edecekti. Öyle de oldu. 45 günlük yoğun bakımda veda değil merhaba beklerken “Ben zaten yazmıştım” dercesine o güzel ata binip gitti… Büyük yazarların büyük insanlar oluşu eserlerinin gücünden gelir. Ama büyük bir insanın büyük bir yazar olması tamamen onun tercihidir. Yaşar Kemal, büyük bir insandı ve insanlığı yazarlığına yansımıştı. 2008 yılında eleştiri dünyamızın duayeni Fethi Naci’nin Teşvikiye Camii’ndeki cenaze törenine katıldığımda Notos’ta Demirciler Çarşısı Cinayeti incelemem yayınlanalı birkaç gün olmuştu. Caminin bir kıyısında Fethi Naci’nin omuzlar üzerinde önümüzden geçişine hem Yaşar Kemal’in hem de Adalet Ağaoğlu’nun ileri yaşlarına karşın ayağa kalkıp saygı gösterişlerini bir kıyıdan izledim. Belki o gün bir öyküye dökülürdü. Caminin boşalıp çıkma sırasının gelmesini beklerken, Yaşar Kemal’in etrafının sevenleriyle dolduğunu gördüm. Çoğunluk benim gibi gençlerdi. Ustaya dokunmak, birkaç söz etmek için heyecandan kıpır kıpırdılar. Gazeteciliğimden bilirim. Röportaj yapacağınız ünlü kişiyle buluşma mekanına gittiğinizde etrafındaki sevgi çemberine o denli kapılan olur ki, sizi unutup onlarla ilgilenmeyi seçer de, utana utana gidip hatırlatırsınız kendinizi. O gün başka türlüsünün de mümkün olabileceğini anlayacakmışım. Yaşar Kemal, gözüyle kartal avlayan yazar sözünün hakkını verircesine etrafındakilerin yüzlerine değil ruhlarına bakıp konuşurken, kıyıda beni görüp, “Gel buraya” diye çağırdı. Gittim. “Kimsin,” dedi. Notos’ta Yer Demir Gök Bakır ile Demirciler Çarşısı eleştirilerini yazanım” diye tanıtınca, önce sıçradı, birkaç adım çekilip tepeden tırnağa baktı, “Sen kaç yaşındasın ki edebiyat biliyorsun” diyerek güldü elini omzuma koydu… Teşvikiye Camii’nden onu caddede bekleyen aracına kadar koluna girip götürürken bana Fransızlar haricinde Demirciler Çarşısı Cinayeti’ne değer veren okurların bulunmadığını, İnce Memed’in fenomenleştirilip diğer eserlerinin hakkınca anlaşılmadığından yakındı. Bunu yaparken de cami önündeki İstanbul’un en işlek yolunun ortasında durmaktan çekinmedi. Onu tanıyan ve sabırsızlığıyla meşhur İstanbul şoförlerinin saygıyla baş selamı verip, tek söz etmeden trafiği kesmeleri de, kısacık yolda ona dokunmak için bir çok insanın yarışması da bir minnet töreniydi… Bizim gibi ancak öldüğünde arkandan iyi sözler söylenebilen bir ülkede yaşarken insana saygıya şahit olmak, üstelik bunu iyi edebiyatın yarattığını görmek çok öğretici oldu. 2008’den rahatsızlanıp yorulmaması için doktorunca uyarıldığı 2014’ün yaz aylarına değin bayram, yıl başı ve özel günlerle birlikte Yaşar ağabeyin yayınlarına dair eleştirilerim sonrasında beni defalarca aradı. Ben de onu. Edebiyatın koca çınarı, benim için çocuktu, heyecanlıydı, ne alıyordu demeden dost oldu. Üstelik her konuşmasında benim edebi kurgularıma asla konuya ders verir gibi değil bunu alt metni haline getirerek öğütler verdi. Yetmedi; kendisinin İstanbul’da geçecek bir cinayet romanı yazdığını anlattı. Kurgusunu uzun uzun söyledi. Ağır yazdığım için tanıştığımızdan beri süren romanımı bana anlattırdı… Sağlığı el vermediğinden sokağa çıkıp yürüyemediğinden yakınıyordu. Ama en son sokakta gördüğü pek yoksul adamla neler konuştuğunu, telefonda anlatırken yazıyormuşçasına betimleyerek söyledi. Sık sık da “Ölüm meleği bana gelene kadar hep iyi daha iyi yazacağım” dedi. Yetmeyenler O yaşında hala aklında kurgular, hala aklında sokak vardı. Nasıl olmasın? Yaşar Kemal, İnce Memed ile tüm büyük yazarların olduğu gibi ilk yapıtıyla kendini edebiyata mal etti. Üstelik İnce Memed, cumhuriyetin ilk yıllarında eşitlik ilkesinin hala ağa-köylü şeklinde köylere inmediğini anlatan hem en önemli siyasi eleştiri romanına imza atmıştı. İnce Memed’in kahraman figürü olmasının yanında edebi niteliği; kurgusu, dili, iklimi ayrı değerliydi. Yetmedi üçlemesi Orta Direk, Yer Demir Gökbakır ve Ölmez Otu ile dünya edebiyatında bir ilki yaptı. Üçlemelerin her biri ayrı üslupla aynı karakterlerle ve başka olay örgüleriyle yazılmıştı. Yani bu üçleme hem ayrı birer roman hem de karakterlerin ruh değişimiyle aynı romandı. Bu, o güne değin dünya edebiyatında denenmiş ama başarılamamış bir uğraştı. Yetmedi, İstanbul’a gitti. Gazeteciliğe öykücülüğü soktu. Erzurum depremi de yazdı, yoksulluk nedeniyle ailelerinin başlarından kovduğu ve İstanbul’a düşmüş sokak çocuklarını da. Hem gazetecilikte röportaj içeriğini değiştirdi, tabi ondan sonra edebiyatta yetenekli insanlar gazetecilik yapmadığından bu tür yeterince gelişmedi, hem de sokak çocukları gibi büyük bir sorunu 1950’lerde görerek iler görüşlülüğünü ortaya koydu. Yetmedi, Çukorova’nın değil şehrin romanını da yazabileceğini ortaya koydu. Kuşlar da Gitti adlı kısa romanı hem üslubunun bıçak gibi bilendiği hem yazı hacminin azaldığı hem de Hemingway’in İhtiyar Adam ve Deniz ile başarabildiği sadeliğin ihtişamı yazı formunun Türk edebiyatındaki en nitelikli eseri oldu. Yaşadığı Basınköy ve Florya’daki çocukların gözünden hem çocukları edebiyata soktu hem şehri anlattı. Yine İstanbul’daki doğa katliamını Deniz Küstü ile anlattı. Bu büyük başarısıyla da doğma büyüme İstanbullu yazarların Batı formundaki romanlarını bir Çukurovalı ve köy romancısı yaftasıyla yazabileceğini göstererek “Edebiyatın sınırı yoktur” dedi. Yetmedi, Anadolu kültürünü Ağıtlar, Gökyüzü Mavi Kaldı ve Sarı Defterimdekiler gibi eserleriyle anlattı. Zaten bunu ayrıca yapmamış olsa bile Çukurova’nın yerel dilini özellikle Fransız romantizm akımının Batı roman formuyla harmanlayarak oluşturduğu ve Yer Demir Gök Bakır ile zirveye çıkarttığı romancılığıyla zaten yapmıştı. Yani Batı kültürü ile Doğu kültürünü altın oranla birleştirdi… Yetmedi, mübadele acılarına değinen en önemli yazar oldu. Bu kez üçlemede yaptığı ardıl ve farklı roman türünü Bir Ada Hikayesi’nde yaptı. Hem Türkiye’de de ütopik roman yazılabileceğini var olmayan bir Ege adası kurarak anlattı hem de romanın son cildini 88 yaşında tamamlayarak, “Artık eline kalem alamaz” diyenleri yanılttı. Yaşar Kemal bunları yaparken sosyalist siyasetten kopmadı, inandıklarını savundu. Kürt bir yazarın Türkçe ile neler yapabileceğini ortaya koydu. Nobel’e sadece aday olmadı 70’lerin ilk yarısında komitenin ödül için ilk tercihi de oldu ama siyasi nedenlerle alması engellendi. Bunu yapanlar Türkiye’de olmasına karşın küsmedi. Hatta Orhan Pamuk Nobel’i kazandığında Pamuk’a “Siyaseten aldı” diye saldıranlara karşı durdu, “Pamuk’u çekemiyor” diyenlerin saldırırken Yaşar Kemal en önce arayıp bu sonraki kuşak yazarının başarısını tebrik etmişti bile… Bir dostun izinden Demiştik, yazarlığı eserinden değil insanlığının büyüklüğünden geliyor diye. Eserlerinden türkü yapıp 60’ların sonunda kapısını İstanbul’da çalan Ankaralı hakim çocuğu Ömer Zülfü adlı genci çok sevmiş. Daha kitapçıda buluştukları ilk akşam köfte yemeye evine çağırmış. Aynı genç 71 muhtırasıyla arananlar listesindeyken İsveç’e gidişine yardım etmekle kalmamış; İsveç’e bu genç dosta destek olmak için gidip orada yaşamıştı da. Zülfü Livaneli’nin büyük ustaların geçtiği kapıdan doğarken geçtiği kuşkusuz. Ama Yaşar Kemal’in ömrünün sonunda benim de şahit olduğum o insan sever yaklaşımı olmasaydı, Yaşar Kemal’siz hayatının çok çok zor olacağı da kuşkusuz… O muhteşem kadınlar Yaşar Kemal demişken iki kadının ismini de büyükçe yazmak gerekir. Thilda Kemal, Yaşar Kemal’in can yoldaşı, 50 yıllık eşi… Büyük ustanın rahat çalışmasında ve yaşamasında büyük pay sahibiydi Thilda Hanım. O yaşamını yitirdikten sonra Ayşe Semiha Baban da Yaşar Kemal’in son ana değin dimdik ayakta kalmasının başrol oyuncusu, onun ilerleyen yaşında yeni romanlar metinler yazabilmesinin hem sebebi hem ilham kaynağı olmuştur. O iki muhteşem kadına da Yaşar Kemal’in okurları çok şey borçlu. İnce Memed, “Duvarın dibinde resmim aldılar. Ak kağıt üstünde tanıyın beni” diye başlar… Öyledir. Yaşar Kemal, okunacaklar arasında en değerlilerindendir. Büyük bir yazarın büyük bir insan olmakla olunabileceğini göstermiştir. Ustadır. Unutulmayacaktır… Ne de olsa, “O güzel insan o güzel ata binip gitti…” Erdinç Akkoyunlu – 2 Mart 2015 Bunlar da ilginizi çekebilir ZÜLFÜ Livaneli, 44 yıllık arkadaşı Yaşar Kemal'in doğduğu Osmaniye'ye bağlı Gökçedam Köyü'nü, Eski adıyla Hemite Köyü ziyaret ve yönetmen Nebil Özgentürk ve arkadaşları ile birlikte Yaşar Kemal'in köyünü ziyaret eden Livaneli, Osmaniye'ye ilk kez geldiğini belirtirken, "Yaşar Kemal köyünden Hemite'den her gittiği yerde her zaman bahsederdi. En son buradaki açılış töreninde yaptığı konuşmasında 'Bütün Türkiye benim köyüm gibi olsun' söylerinden çok etkilenmiştim. Yaşar Kemal'in sağlığında ziyaret etmeyi çok istemiştim ama kısmet bugüneymiş" dedi. Yaşar Kemal Parkı ve daha sonra Yaşar Kemal Kültür Evi'ni gezen Zülfü Livaneli, Yaşar Kemal'in ünlü roman kahramanı 'İnce Memed' anısına dikilen anıt önünde hatıra fotoğrafı çektirdi. Livaneli burada yaptığı konuşmasında ise şöyle dedi "Burada bulunmak çok önemli benim için. Çünkü Yaşar ağabeyle Paris'te Moskova'da dünyanın değişik şehirlerinde hep buraları konuştuk. Türkiye'de buna benzer çok köylerimiz var. Dünya'da da böyle köyler var ama böyle Hemite'den çıkıp da bir köyü bir edebiyat ülkesi haline getirmek ve tanıtmak, yabancı Cumhurbaşkanlarından milyonlarca okurlara kadar herkesi Çukurovalı Hemiteli kılmak çok önemli bir şey. İşte Yaşar Kemal mucizesi burada başlıyor. Onun her zaman özlediği topraklara hasretinin buraya yansımasını görmek beni çok mutlu etti. Kültür merkezi ve heykelinin olması, hemşerilerinin sahip çıkması çok güzel."Zülfü Livaneli ve beraberindekiler daha sonra Gökçedam Köyü Muhtarı Hüsnü Cömert ile birlikte Yaşar Kemal'in doğduğu ev ve Hemite Kalesi'ni OsmaniyeDemirören Haber Ajansı / Güncel Zülfü Livaneli Yaşar Kemal Osmaniye Türkiye Politika Güncel Haberler Yaşar Kemalin Çukurovada Geçen Romanı bulmaca cevapları en iyi cevabı 10 harfleridir. Bulmaca Cevap ve İpucu Bulmaca Yaşar Kemalin Çukurovada Geçen Romanı Diğer bulmaca ipuçlarını araBir cevap bulun veya sahip olduğunuz harflerden bir kelime oluşturun. Eksik olan her harf için bir nokta yazın. Örneğin, ".la.. arama sorgusu 'Olağanüstü' gibi sonuçlar üretir Diğer kullanıcılara yardım etDaha iyi bir cevap biliyorsanız, Buraya Tıkla I ile başlayan kelimeler Hala doğru cevabı arıyorsanız, I ile kelimeler tam listesine bakın. 3 harfli İa Iaf Iau 4 harfli Iaaf İba 5 harfli İade İale İalu İane İare İaru İata İaze İbad 6 harfli İanus İarea İaşe İason İasos İbaha 7 harfli Iadesiz İambos Iazarus İbadet 8 harfli İadeli İakkhos İalemos İaneten İareten 10 harfli İbadiyye İbadullah 11 harfli İazişmar 12 harfli İambeiynks İareariyet 16 harfli İaneiaskeriye 10 harfli kelimeler Hala Yaşar Kemalin Çukurovada Geçen Romanı cevabını bulmak için yardıma ihtiyacınız var mı? 10 harfli kelimeler Zabitname Zademahdum Zagaçalka Zahiriye Zamazingo Zangariya Zanubezanu Zapotekler Zarangeler Zarizari Zaviyevi Zekabellek Zembilotu Zemtempera Zengarani Zerabzerap Zernişan Zeyilname Zootoksin Zugspitze Zulkarneyn Zurvacilik Zangırtı Zevküsefa Züregurre Zürriyet Züğürte Zülfüyar Zibeline Zibzibi Son Bulmacalar Adotta un Animale Popüler kelimeler Bu bulmacanın çözümü 10 harftir ve I A harfi ile başlar Aşağıda, Yaşar Kemal'in Çukurovalı kahramanı için doğru cevabı bulacaksınız, eğer bulmaca'ü bitirmek için daha fazla yardıma ihtiyacınız olursa navigasyonunuza devam edin ve Arama fonksiyonumuzu deneyin. CodyCross Dünyamız Grup 19 sizin tarafınızdan önerilen çözümler BIN MILYARA DENK GELEN SAYI STETESKOP cevabı biliyor musun? CODYCROSS Dünyamız Grup 19 Bulmaca 2 Ednan bey'li dizi Hırsızlık hastalığına yakalanmış kişi Başkenti san juan olan latin amerika ülkesi Truva savaşı'ndaki miken kralı Georges claude'nin icat ettiği aydınlatma aracı Tertipleme işi Diyafram, tüp ve kulaklıktan oluşan tıbbi gereç Seferoğulları ve tellioğulları'nın yer aldığı film Bin milyara denk gelen sayı Toptan olmayan satış türü Şansı hep kötü giden, şanssız Azimli, çalışkan kimse Agatha christie'nin kaldığı istanbul oteli Ham haldeki demir madeninin eritildiği fırın Batu han tarafından kurulan türk-moğol devleti diğer bulmacar Ince memed Yaşar kemal'in dört ciltten oluşan romanı Peter ustinov'un filme çektiği yaşar kemal romanı Yaşar kemal’in 32 yılda yazdığı roman serisi Ince memed Yaşar kemalin çukurovada geçen romanı Yaşar kemalin, 7 yıl ara verip bitirdiği kitabı Yaşar kemalin başyapıtı olarak değerlendirilir benzer bulmaca Yaşar ne yaşar ne , bir aziz nesin kitabı Yaşar kemal’in “yağmurcuk kuşu”, “kale kapısı” ve “kanın sesi” adlı yapıtla Yaşar kemal’in bir romanı Yaşar kemal'in dört ciltten oluşan romanı Peter ustinov'un filme çektiği yaşar kemal romanı Yaşar kemal'in doğduğu köy bu ilde yer alır Yaşar kemal’in 32 yılda yazdığı roman serisi Efsanesi, filmi de çekilen yaşar kemal romanı Sedat girginin resimlediği yaşar kemal öyküsü Asıl adı yaşar olup yaşamış,belgratlı olduğu sanılan türk şairi Ümit yaşar __, aşkın, hüznün ve istanbul'un şairi Fırat suyu kan akıyor baksana”, “karıncanın su içtiği”, “tanyeri horozları” yaşar Trabzonlu delikanlı”, “karadeniz hırçın kız”, “taliblerin ağıdı” gibi kitap yaşar Varlık dergisinin ve yayınlarının kurucusu olan ünlü edebiyatçımız yaşar nabi Soğuk havada, ince giyinenler bu durumu yaşar Yaşar'ın 1996 çıkışlı çok satan albümü Münir özkul'un ünlü yaşar usta tiradı bu filmdedir Şarkıcı ebru yaşar'ın 1990'lardaki çıkış şarkısı "gözlerim ne renkti?" diye soran yaşar şarkısı Tanınmış şarkıcı yaşar'ın soyadı Son Bulmacalar Uşakın merkezinde yer alan tarihi çeşme Bahçede kendiliğinden büyüyen istenmeyen bitki Akasya durağı dizisinin çekildiği mahalle Zindanına türkü yazılan bir irak kenti El yapımı çikolatasıyla ünlü batı avrupa ülkesi Bitkileri konu edinen bilim, bitkibilim Halk arasında karakargaya verilen isim Kavunuyla ünlü manisa ilçesi

yaşar kemal in çukurovalı kahraman